Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2008/6230 E., 2009/1 K. sayılı kararında, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan bir şüpheli hakkında güvenlik tedbiri yargılamasının nasıl yürütüleceğine ilişkin tespitlerini analiz ediniz. CMK madde 74'ün bu bağlamdaki rolünü ve Cumhuriyet Savcısının takdir yetkisini değerlendiriniz.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin kararında, 5237 sayılı TCK madde 32/1'e göre akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan kişiye ceza verilemeyeceği ve bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunacağı belirtilmiştir. Akıl hastalığının tespiti, psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde uzman hekim tarafından belirlenir. CMK madde 74, bu tür raporların alınmasında 'gözlem altına alma' işlemini düzenler, ancak kararda bu durumun 'zorunlu olmadığı', sadece bilirkişinin uygun görüşü doğrultusunda 'gerektiğinde başvurulabilecek bir kontrol yöntemi' olduğu vurgulanmıştır. Önemli bir nokta, kararda belirtildiği üzere, soruşturma sırasında şüphelinin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğu bulunmadığını saptayan Cumhuriyet Savcısının, CMK madde 171'e göre kovuşturmaya yer olmadığına karar verebileceği ve ayrıca şüpheli hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi bakımından Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurabileceği belirtilmiştir. Karar, güvenlik tedbiri istemini inceleyecek mahkemenin, gerektiğinde yeniden başka kurumlardan rapor aldırmasına hukuken olanak bulunduğunu, bu nedenle evrakın işlem yapılmaksızın Cumhuriyet Savcılığı'na iadesi ile kişinin gözlem altına alınıp yeniden rapor aldırılması yolundaki karar ve uygulamanın isabetsiz olduğunu vurgulamıştır. (Yargıtay 9. CD. 2008/6230 E., 2009/1 K.; TCK m. 32/1; CMK m. 74, 171)