Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2009/16787 E., 2010/7000 K. sayılı kararında, Cumhurbaşkanı hakkında 'vatana ihanet' suçu dışındaki suçlamalar nedeniyle hukuki işlem yapılamayacağı yönündeki tespitini, Anayasa'nın 105. ve 148. maddeleri çerçevesinde 'Cumhurbaşkanının sorumluluğu' ve 'sorumsuzluğu' prensipleriyle ilişkilendirerek analiz ediniz. Ayrıca, bu karardaki 'suçtan zarar gören' kavramının itiraz hakkı açısından nasıl yorumlandığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324335

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, Anayasa'nın 105. maddesindeki Cumhurbaşkanının sorumluluğu ve sorumsuzluğu düzenlemeleri nazara alınmıştır. Anayasa m. 105'e göre, Cumhurbaşkanının 'vatana ihanet'ten dolayı suçlandırılması bir istisnadır. Diğer kararlarından Başbakan ve ilgili bakanlar sorumlu olup, Cumhurbaşkanının re'sen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine yargı mercilerine başvurulamaz. Anayasa m. 148/3, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanını Yüce Divan sıfatıyla yargılamasını belirtse de, Yargıtay bu yargılamanın sadece m. 105/3'teki 'vatana ihanet' suçlamasını kapsadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, Yargıtay'a göre 'vatana ihanet' haricinde kalan bir suçlamadan dolayı Cumhurbaşkanı hakkında CMK kapsamında hukuki işlem yapılamaz. Karar, Cumhurbaşkanının 'sorumsuzluğunun esas, sorumluluğunun istisna' olduğu prensibine dayanır. Kararda ayrıca, CMK m. 173/1'deki 'suçtan zarar gören' kavramı, itiraz hakkı açısından dar yorumlanmıştır. Yargıtay, 'zararın belirlenebilir, denetlenebilir ve hukuken korunan, dava konusu edilebilir doğrudan bir zarar' olması gerektiğini vurgulamış; Devlete vergi ödeyen her vatandaşın veya suçtan doğrudan zarar görmeyenlerin (somut olayda Maliye Hazinesi dışında C.N. adlı muterizin) itiraz hakkı bulunmadığını belirtmiştir. Bu, hukuk güvenliği ve yargısal kararların kesinleşme imkanı açısından önemlidir. (Yargıtay 1. CD. 2009/16787 E., 2010/7000 K.; Anayasa m. 105, 148; CMK m. 173/1)