TCK madde 191 kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüphelinin itiraz hakkının olup olmadığını tartışınız. Yargıtay'ın bu konudaki güncel içtihadını ve 'adil yargılanma hakkı' ile 'suçsuzluk karinesi' prensipleriyle olan ilişkisini açıklayınız.
TCK madde 191'de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz hakkı açıkça düzenlenmemiştir; ancak TCK m. 191/9, aksine düzenleme bulunmayan hallerde CMK m. 171 hükümlerinin uygulanacağını belirtir. CMK m. 171/2 ise sadece suçtan zarar görenin itiraz hakkı olduğunu belirtir. Yargıtay içtihadı, özellikle Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2015/4849 E., 2017/676 K. ve 2015/2215 E., 2016/889 K. sayılı kararlarında açıkça belirtildiği üzere, TCK m. 191/2 uyarınca verilen KDAE kararına karşı şüphelinin de itiraz hakkı bulunduğu kabul edilmektedir. Bu kabul, 'adil yargılanma ilkesi' ve 'suçsuzluk karinesi' gereğince, CMK'nın 171 ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan itiraz hakkının şüpheli için de kıyas yoluyla uygulanması esasına dayanır. Zira TCK m. 191 kapsamındaki KDAE kararı, şüpheliye denetimli serbestlik ve tedavi gibi yükümlülükler getirmekte, bu da şüphelinin hukuki durumunu doğrudan etkilemektedir. Şüpheli, mevcut delillere göre suçu işlemediğini veya maddi unsurların gerçekleşmediğini iddia edebilir ve bu durumda haksız yere uzun süre denetim altında bırakılması adil olmayacaktır. Dolayısıyla, şüphelinin bu karara itiraz ederek yargısal denetim istemesi, anayasal hakları (Anayasa m. 36, 38) ve AİHS m. 6 uyarınca adil yargılanma hakkının bir gereğidir. (Yargıtay 10. CD. 2015/4849 E., 2017/676 K.; Yargıtay 10. CD. 2015/2215 E., 2016/889 K.; TCK m. 191/9; CMK m. 171/2, 173)