TCK Madde 328 ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. (MİT Tırları) kararı ışığında, 'siyasal veya askeri casusluk maksadı'nın varlığı için failin temin ettiği gizli bilgileri fiilen bir yabancı devlete veya örgüte iletmiş olması şart mıdır? Yoksa bu maksadın failin zihninde bulunması yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324321

TCK Madde 328'de düzenlenen siyasal veya askeri casusluk suçu, 'bilgileri... temin eden kimseye' ceza öngörür. Maddenin lafzında, temin edilen bilgilerin fiilen bir başkasına (yabancı devlet, örgüt vb.) iletilmiş olması şartı aranmamaktadır. Suç, gizli bilginin 'casusluk maksadıyla temin edilmesiyle' tamamlanır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı kararında (ve Dairenin 2016/638 E. sayılı atıf yapılan kararında) bu konu tartışılmış ve şu sonuca varılmıştır: - 'Casusluk maksadı', suçun manevi unsurunun bir parçası olan özel kasttır (saiktir). - Yargıtay'ın ve Askeri Yargıtay'ın bazı eski kararlarında 'casus ile casusluğu talep eden arasında bir anlaşmanın varlığı'nın arandığı belirtilmişse de, bu görüş doktrinde eleştirilmiştir. - Dairenin benimsediği görüşe göre, failin herhangi bir ülke ya da organizasyon ile anlaşma olmadan bilgi ve belgeleri temin edip, sonradan belirleyebileceği bir devlete servis edebilme ihtimali her zaman mümkündür. - **'Öğretide de kabul edildiği gibi, casusluk amacı ile bilginin temin edilmesi TCK’nın 328. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için yeterlidir. Başka bir ülkeye veya yapıya vermek zorunlu değildir.'** - Aksine bir kabulün, yasa koyucunun madde metni ve gerekçesinde yer vermediği bir unsuru içtihat yoluyla yasaya dahil etmek anlamına geleceği ve bu tür suçların ispat zorluğu nedeniyle yaptırımsız kalması sonucunu doğurabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, 'siyasal veya askeri casusluk maksadı'nın failin zihninde bulunması ve bilgiyi bu amaçla temin etmesi suçun oluşumu için yeterlidir; bilgilerin fiilen bir başkasına iletilmiş olması suçun tamamlanması için zorunlu bir unsur değildir. İletme eylemi, eğer gerçekleşirse, delil değerlendirmesinde maksadın varlığını güçlendirebilir veya ayrı bir suç (örneğin TCK m. 330 - casusluk maksadıyla açıklama) oluşturabilir.