Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı kararında, TCK m.327/328 (bilgileri temin etme) ve TCK m.329/330 (bilgileri açıklama) suçları arasında gerçek içtima kurallarının mı yoksa fikri içtima veya bileşik suç kurallarının mı uygulanacağı tartışılmıştır. Dairenin bu konudaki kabulü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324303

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı kararında, TCK m.327 (devlet sırrını temin) veya m.328 (casusluk amacıyla temin) ile TCK m.329 (devlet sırrını açıklama) veya m.330 (casusluk amacıyla açıklama) suçları arasında **gerçek içtima** kurallarının uygulanacağı kabul edilmiştir. Kararda bu husus şöyle gerekçelendirilmiştir: 1. **Farklı Fiiller:** 'Temin etmek' ve 'açıklamak' eylemleri ayrı ayrı iki fiildir. Açıklamak eylemi için, bilginin TCK m. 327 veya 328'deki gibi özel bir çabayla temin edilmiş olması şart değildir; tesadüfen elde edilmiş bir bilgi de açıklanabilir. Bu nedenle görünüşte içtima (örneğin tüketilen norm ilişkisi) kurallarının tatbiki mümkün değildir. 2. **Suçların Tehlike Suçu Olması:** Bu suçlar tehlike suçu olup, ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmaz. Bilginin teminiyle bir suç, açıklanmasıyla ayrı bir suç tamamlanır. 3. **Yargıtay ve Doktrin Uygulaması:** Gerek mülga 765 sayılı TCK gerekse mer'i 5237 sayılı TCK uygulamasında, bu suçlar yönünden gerçek içtima kurallarının uygulanması gerektiği hususunda doktrin ve Yargıtay'ın tereddütsüz bir kabulü olduğu belirtilmiştir. Fikri içtima (TCK m. 44) veya bileşik suçtan bahsedilemeyeceği ifade edilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 20.04.1967 tarihli kararına da atıf yapılarak, devlet sırrını sağlamanın ayrı, sağlanan devlet sırrını ifşa etmenin ise ayrı birer cürüm olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak Daire, gizli bilgilerin temin edilmesiyle bir suçun (TCK m. 327 veya 328), bu bilgilerin daha sonra açıklanmasıyla da ayrı bir suçun (TCK m. 329 veya 330) oluşacağını ve faillerin her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılacağını kabul etmiştir.