Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı MİT tırları davasına ilişkin kararında, 'Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama' (TCK m. 329) suçu ile 'Gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama' (TCK m. 330) suçu arasındaki temel fark nedir? Sanığın eyleminin TCK m. 329 kapsamında değerlendirilmesinde 'casusluk saikinin' rolü ne olmuştur?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı MİT tırları davasına ilişkin kararında (ve genel kabulde), TCK m. 329 (Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama) ile TCK m. 330 (Gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama) suçları arasındaki temel fark, **manevi unsurda yer alan özel maksattır (saiktir)**. - **TCK m. 329:** Bu suçun oluşumu için genel kast yeterlidir. Failin, açıkladığı bilgilerin devletin güvenliği veya iç/dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gerektiğini bilmesi ve bu bilgileri açıklamayı istemesi yeterlidir. Herhangi bir casusluk amacı taşıması gerekmez. - **TCK m. 330:** Bu suçun oluşumu için genel kastın yanı sıra, failin bu gizli bilgileri **'siyasal veya askerî casusluk maksadıyla'** açıklaması gerekir. Yani failin, bilgileri bir yabancı devlet veya örgüt yararına, Türkiye Cumhuriyeti'nin zararına olacak şekilde kullanma, aktarma gibi özel bir amaçla hareket etmesi aranır. Kararda, sanık Enis Berberoğlu'nun eyleminin TCK m. 329 kapsamında değerlendirilmesinde 'casusluk saikinin' rolü belirleyici olmuştur. İstinaf mahkemesi, sanığın MİT tırlarına ait bilgi ve görüntüleri Can Dündar'a verirken, bu bilgileri bir yabancı devlet veya örgüt yararına, yani 'siyasal veya askeri casusluk maksadıyla' verdiğine dair kesin delil bulunmadığı, eylemin bu özel maksatla işlendiğinin sabit olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, casusluk saikinin yokluğu, eylemin daha az cezayı gerektiren TCK m. 329 (nitelikli olmayan açıklama) kapsamında kalmasına yol açmıştır. Yargıtay da bu değerlendirmeyi onamıştır. Eğer casusluk maksadı sabit olsaydı, eylem TCK m. 330'dan cezalandırılacaktı.