Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2015/5175 E. sayılı kararında, TCK m. 191/2 uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 'yargılama şartı' olduğu belirtilmiştir. Bu ifadeden ne anlaşılmalıdır ve bu şartın yokluğunda mahkemenin CMK m. 223/8 uyarınca nasıl bir karar vermesi gerekirdi?
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2015/5175 E. sayılı kararında, TCK m. 191/2 uyarınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar vermesinin bir 'yargılama şartı' olduğu ifade edilmiştir. Bu ifadeden şu anlaşılmalıdır: TCK m. 191 kapsamındaki suçlarda, soruşturma aşamasında öncelikle Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesi prosedürünün işletilmesi ve bu kapsamda şüpheliye belirli yükümlülükler (denetimli serbestlik, tedavi vb.) yüklenmesi zorunludur. Ancak bu erteleme süresi içinde şüphelinin yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda (TCK m. 191/4) kamu davası açılabilir. Bu 'yargılama şartı'nın yokluğunda, yani Cumhuriyet savcısı tarafından usulüne uygun bir erteleme kararı verilmeden veya erteleme kararı kesinleşmeden ya da erteleme ihlal edilmeden doğrudan kamu davası açılmışsa, mahkemenin CMK m. 223/8'e göre hareket etmesi gerekir. CMK m. 223/8 şöyledir: 'Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.' Somut olayda, TCK m. 191/2'deki erteleme bir yargılama (kovuşturma) şartıdır. Eğer bu şart yerine getirilmeden dava açılmışsa ve bu şartın sonradan gerçekleşme ihtimali varsa (örneğin, savcılığın erteleme kararı vermesi ve bu kararın kesinleşmesi beklenebiliyorsa), mahkemenin 'durma kararı' vermesi ve şartın gerçekleşmesini beklemesi gerekir. Kararda mahkemenin 'düşme kararı' vermesi eleştirilmiştir, çünkü düşme kararı genellikle şartın artık hiç gerçekleşemeyeceğinin anlaşıldığı durumlarda verilir. Eğer şartın gerçekleşme olasılığı varsa durma kararı verilmelidir.