Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2023/22399 E. sayılı kararında, TCK m. 327 (devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme) ve TCK m. 328 (siyasal veya askeri casusluk) suçları arasındaki temel ayrım kriteri olarak ne belirtilmiştir? Casusluk suçunun oluşumu için fail ile casusluğu talep eden arasında bir anlaşmanın varlığı şart mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324273

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2023/22399 E. sayılı kararında, TCK m. 327'de tanımlanan 'devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme' suçu ile TCK m. 328'de tanımlanan 'siyasal veya askeri casusluk' suçunu ayıran en temel kriterin 'casusluk maksadı' olduğu belirtilmiştir. Her iki suçta da maddi unsur olarak gizli bilgilerin temini söz konusudur, ancak TCK m. 328'de failin bu temin fiilini 'siyasal veya askeri casusluk maksadıyla' gerçekleştirmesi, yani özel bir saikle hareket etmesi aranır. Kararda, Askeri Yargıtay'ın bazı kararlarında casus ile casusluğu talep eden arasında bir anlaşmanın varlığının arandığı belirtilmişse de, bu düşüncenin doktrinde eleştirildiği ifade edilmiştir. Yargıtay kararında benimsenen görüşe göre, 'fail, herhangi bir ülke ya da organizasyon ile anlaşma olmadan bilgi ve belgeleri temin edip, sonradan belirleyebileceği bir devlete servis edebilir.' Dolayısıyla, casusluk suçunun oluşumu için fail ile casusluğu talep eden arasında önceden yapılmış bir anlaşmanın varlığı şart değildir. Casusluk maksadı, manevi unsur içinde değerlendirilmesi gereken bir konudur ve bu maksadın varlığı suçun oluşumu için yeterlidir.