HMK m. 187/2'ye göre 'ikrar edilmiş vakıalar' çekişmeli sayılmaz. İkrarın hukuki sonuç doğurabilmesi için hangi unsurları taşıması gerekir? Bir tarafın, karşı tarafın iddiasını açıkça kabul etmemekle birlikte, kendi beyanları veya sunduğu delillerle o iddianın varlığını dolaylı olarak doğrulaması 'zımni ikrar' sayılır mı ve aynı hukuki sonucu doğurur mu?
İkrarın hukuki sonuç doğurabilmesi için, taraflardan birinin, karşı tarafça ileri sürülen ve kendi aleyhine olan bir vakıanın doğruluğunu mahkeme önünde beyan etmesi gerekir. İkrarın unsurları şunlardır: 1) Davanın taraflarından biri tarafından yapılmalıdır. 2) Karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıaya ilişkin olmalıdır. 3) Kendi aleyhine sonuç doğuran bir vakıa olmalıdır. 4) Mahkemeye yönelik bir irade beyanı olmalıdır. İkrar, açık veya zımni (örtülü) olabilir. Açık ikrar, vakıanın doğruluğunun tereddüde yer bırakmayacak şekilde beyan edilmesidir. Zımni ikrar ise, tarafın beyanlarından veya davranışlarından, karşı tarafın vakıasını kabul ettiğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde anlaşılmasıdır. Örneğin, borçlu olmadığını iddia eden bir davalının, 'borcu ödediğini' veya 'borcun zamanaşımına uğradığını' savunması, borcun varlığını zımnen ikrar ettiği anlamına gelir. Hem açık hem de zımni ikrar aynı hukuki sonucu doğurur: İkrar edilen vakıa çekişmeli olmaktan çıkar (HMK m. 187/2), artık o vakıanın ispatı için delil gösterilmesine gerek kalmaz ve hâkim bu vakıayı hükmüne esas almak zorundadır (HMK m. 188/1).