2559 sayılı PVSK'da düzenlenen 'durdurma ve kontrol' ile CMK'da düzenlenen 'adli arama' arasındaki temel farklar nelerdir? YCGK 2016/105 E. sayılı kararına göre, polisin 'yoklama biçiminde bir kontrol' yetkisi ne zaman 'arama'ya dönüşür ve bu dönüşümün hukuki meşruiyeti nedir?
PVSK m. 4/A'da düzenlenen 'durdurma ve kontrol', bir suçun işlenmesini önlemek veya işlenmiş bir suçun failini yakalamak gibi amaçlarla, polisin tecrübesine dayalı 'makul bir sebep' varlığında kişiyi durdurup kimlik sorması ve tehlikeyi önlemek amacıyla 'elbise üzerinden elle yoklama' yapmasıdır. Bu, bir arama değildir. 'Adli arama' (CMK m. 116 vd.) ise, suç delillerini elde etmek amacıyla, 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe' altında ve kural olarak 'hâkim kararı' ile yapılan daha müdahaleci bir işlemdir. YCGK'nın kararında ve ilgili mevzuatta belirtildiği üzere, polisin yaptığı durdurma ve yoklama sırasında, kişide silah veya başka bir suç eşyası bulunduğu yönünde 'yeterli şüphe' oluşursa, bu durum 'suçüstü hali' teşkil eder. Bu noktada, önleyici amaçlı kontrol, adli bir nitelik kazanır ve polis, PVSK Ek m.6 ve CMK m.90/4 uyarınca suç delillerinin kaybolmasını önlemek için daha ileri giderek kaba üst araması yapabilir. Bu dönüşümün meşruiyeti, başlangıçtaki durdurmanın makul sebebe dayanması ve sonrasındaki aramanın suçüstü halinin varlığıyla haklı kılınmasıdır. Böylece, arama kararı olmaksızın yapılan müdahale hukuka uygun hale gelir.