Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/105 E., 2017/118 K. sayılı kararında tartıştığı 'suçüstü hali' kavramı, arama tedbiri açısından nasıl bir hukuki sonuç doğurmaktadır? Karara göre, kolluğun suçüstü halinde arama kararı veya yazılı emir olmaksızın yaptığı arama hukuka uygun mudur ve bu arama sonucu elde edilen deliller hükme esas alınabilir mi?
YCGK'nın ilgili kararında, suçüstü halinin varlığı, arama tedbiri için önemli bir istisna teşkil etmektedir. Normalde arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde C. savcısının yazılı emriyle yapılır (Anayasa m.20, CMK m.119). Ancak karar, 2559 sayılı PVSK ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ne atıf yaparak, kolluğun bir suçla karşılaştığında (suçüstü hali) delillerin kaybolmasını önlemek amacıyla derhal gerekli tedbirleri alabileceğini belirtmiştir. Karara göre, kolluk görevlilerinin devriye sırasında mesleki tecrübelerine dayanarak şüphelendikleri kişiyi durdurmaları ve üzerindeki yoklamada suç unsuruna (uyuşturucu madde) rastlamaları, CMK m. 2(j)'de tanımlanan 'suçüstü' halini oluşturur. Bu durumda kolluk, CMK m. 90/4, PVSK Ek m.4 ve Ek m.6'nın verdiği yetkiyle, ayrıca bir arama kararı veya emri olmaksızın şüphelinin kaba üst aramasını yapabilir. Bu şekilde yapılan arama hukuka uygundur ve elde edilen deliller (somut olayda uyuşturucu madde) Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 kapsamında 'hukuka aykırı delil' sayılmaz, hükme esas alınabilir. Dolayısıyla, suçüstü hali, arama kararı gerekliliğine istisna getiren ve delilin hukuka uygunluğunu sağlayan bir durumdur.