Uyuşturucu madde ticaretinde, TCK m.188/3'te sayılan 'sevk etmek' ve 'nakletmek' seçimlik hareketleri arasındaki hukuki nüans nedir? Bir eylemin 'sevk' mi yoksa 'nakil' mi olarak nitelendirilmesinin, suçun unsurları açısından bir önemi var mıdır?
Cevap: TCK m.188/3'te sayılan 'sevk etmek' ve 'nakletmek' fiilleri, uygulamada genellikle birbirinin yerine kullanılsa da aralarında ince bir hukuki nüans bulunmaktadır. Bu nüans, failin eylem üzerindeki hakimiyeti ve organizasyon içindeki rolüyle ilgilidir. 1) 'Nakletmek': Genellikle, uyuşturucu maddenin bir yerden başka bir yere fiziken taşınması eylemini ifade eder. Bu fiili gerçekleştiren kişi (kurye), çoğu zaman sevkiyatın organizasyonuna dahil değildir. Sadece kendisine verilen talimat doğrultusunda, belirli bir ücret veya menfaat karşılığında taşıma işini yapar. Eylem, daha çok fiziki bir 'taşıma' boyutundadır. 2) 'Sevk etmek': Bu fiil ise, nakil işleminden daha geniş bir anlam içerir ve genellikle organizasyon boyutunu da kapsar. 'Sevk etmek', sadece taşımayı değil, aynı zamanda bu taşıma işlemini 'yönlendirmeyi', 'organize etmeyi' ve 'yola çıkarmayı' da ifade eder. Sevk eden kişi, maddenin nereden alınıp nereye götürüleceğini planlayan, nakledecek kişiyi veya aracı ayarlayan, yani lojistik operasyonu yöneten kişidir. Bu kişi, maddeyi bizzat fiziken taşımıyor olabilir. Ancak, suçun unsurları açısından bu ayrımın pratik bir önemi yoktur. Çünkü TCK m.188/3, bir 'seçimlik hareketli suç'tur. Bu, kanunda sayılan hareketlerden ('sevk etmek', 'nakletmek', 'satmak' vb.) herhangi birinin tek başına işlenmesinin, suçun oluşması ve tamamlanması için yeterli olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla, mahkeme bir eylemi 'nakil' yerine 'sevk' veya 'sevk' yerine 'nakil' olarak nitelendirse bile, bu durum suçun vasfını veya cezasını değiştirmez. Her iki fiil de aynı suçun maddi unsurunu oluşturur. Bu ayrım, daha çok failin örgüt içindeki konumunu ve kusurunun ağırlığını belirlemede, yani TCK m.61 uyarınca cezanın bireyselleştirilmesinde bir ölçüt olarak kullanılabilir.