Devlet sırrı kavramının, çeşitli kanunlarda (TCK, CMK, BEHK, MİT Kanunu) farklı şekillerde tanımlanması, 'hukuki belirlilik' ve 'normlar hiyerarşisi' açısından ne gibi sorunlar yaratabilir? Bir mahkeme, hangi kanundaki tanımı esas almalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323412

Cevap: Devlet sırrı gibi temel hakları (özellikle adil yargılanma hakkını) doğrudan etkileyen bir kavramın farklı kanunlarda farklı içeriklerle tanımlanması, 'hukuki belirlilik' ve 'normlar hiyerarşisi' açısından ciddi sorunlar yaratabilir: 1) Hukuki Belirlilik Sorunu: Hukuki belirlilik, bireylerin ve kurumların, bir kavrama hangi anlamın yüklendiğini ve hukuki sonuçlarının ne olacağını açıkça öngörebilmesini gerektirir. Devlet sırrı gibi hassas bir kavramın, yargılamanın türüne (ceza, idari) veya ilgili kuruma (MİT, diğer kamu kurumları) göre farklı tanımlanması, uygulamada kafa karışıklığına ve keyfiliğe yol açabilir. Bir bilginin ceza yargılamasında 'devlet sırrı' sayılmazken, idari yargılamada sayılması veya tam tersi durumlar, öngörülemez ve çelişkili sonuçlar doğurur. 2) Normlar Hiyerarşisi Sorunu: Kanunlar arasında bir hiyerarşi yoktur, hepsi eşittir. Ancak 'özel kanun - genel kanun' (lex specialis - lex generalis) ilişkisi vardır. Bir mahkemenin hangi tanımı esas alacağı, baktığı davanın ve uygulayacağı usul kanununun niteliğine göre değişir. Örneğin: a) Bir ceza mahkemesi, ceza yargılaması usulünü düzenleyen CMK m.47'deki tanımı esas almalıdır. Bu, o yargılama için 'özel' kuraldır. b) Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan bir başvuruya bakan bir idare mahkemesi, BEHK'daki tanımı dikkate alacaktır. c) MİT mensuplarıyla ilgili bir durumda, en özel kanun olan 2937 sayılı MİT Kanunu'ndaki hükümler öncelikli olarak uygulanacaktır. Bu durum, 'devlet sırrı' kavramının yeknesak bir tanımının olmamasından kaynaklanan bir karmaşıklığa işaret etmektedir. İdeal olan, Anayasa düzeyinde veya temel bir kanunla, tüm yargı kolları ve idari makamlar için geçerli, standart ve yeknesak bir 'devlet sırrı' tanımının yapılmasıdır. Bu, hem hukuki güvenliği artırır hem de uygulamadaki çelişkileri giderir.