Uyuşturucu madde ticareti suçunda, TCK m.282 kapsamında 'öncül suç'un varlığı bir ön şarttır. Peki, öncül suçtan elde edilen 'malvarlığı değerinin' miktarının az veya çok olmasının, TCK m.282'de düzenlenen aklama suçunun oluşumu üzerinde bir etkisi var mıdır? Makaledeki tartışmayı bu bağlamda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323410

Cevap: Hayır, öncül suçtan elde edilen malvarlığı değerinin miktarının az veya çok olmasının, TCK m.282'de düzenlenen aklama suçunun 'oluşumu' üzerinde bir etkisi yoktur. Makalede bu konuda iki farklı görüşe yer verilmiş olsa da, yazar 'kanunilik' ilkesi gereği miktarının önemsiz olduğunu savunmaktadır. Tartışma şöyledir: Bir görüş, aklanan malvarlığı değerinin 'bir suç boyutuna varabilecek veya bir suç oluşturabilecek önemde ve değerde olması gerektiğini' ileri sürmektedir. Bu görüşe göre, çok cüzi miktardaki bir suç gelirinin aklanması, TCK m.282'nin kapsamına girmemelidir. Makale yazarının da katıldığı ve kanunun lafzına daha uygun olan karşıt görüşe göre ise, TCK m.282'de malvarlığı değerinin miktarına ilişkin herhangi bir alt sınır veya eşik öngörülmemiştir. Kanun, sadece 'bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleri'nden bahsetmektedir. 'Kanunilik' ilkesi (suçta ve cezada kanunilik), kanunda açıkça belirtilmeyen bir unsurun (belirli bir miktar gibi) suçun oluşumu için aranamayacağını gerektirir. Dolayısıyla, alt sınırı altı ay hapis cezasını gerektiren bir öncül suçtan kaynaklanan, ekonomik değeri olan en küçük bir malvarlığı değerinin dahi, aklama suçunun seçimlik hareketlerine tabi tutulması, suçun oluşumu için yeterlidir. Ancak, aklanan malvarlığı değerinin 'azlığı', suçun oluşumunu engellemese de, TCK m.61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde, yani 'cezanın bireyselleştirilmesinde' mahkeme tarafından sanık lehine dikkate alınması gereken bir husustur.