Uyuşturucu madde ticareti suçunda, öncü ve artçı olarak hareket ettiği iddia edilen iki araç sürücüsünün, yakalanmadan önceki hayatlarında birbirleriyle daha önce telefonda görüşmüş olmaları, tek başına 'ortak fonksiyonel hakimiyet'in delili olarak kabul edilebilir mi? Bu tür bir delilin, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından değerlendirilmesinde nelere dikkat edilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323398

Cevap: Hayır, iki kişinin yakalanmadan önce birbirleriyle telefonda görüşmüş olması, tek başına 'ortak fonksiyonel hakimiyet'in ve dolayısıyla müşterek failliğin delili olarak kabul edilemez. Bu, sadece sanıklar arasında bir tanışıklık veya ilişki olduğunu gösteren bir emaredir, ancak bu ilişkinin içeriğinin suç işlemek üzerine kurulu olduğunu kanıtlamaz. Bu delilin 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından değerlendirilmesinde şu hususlara dikkat edilmelidir: 1) Görüşmenin Zamanı, Sıklığı ve Süresi: Suç tarihinden çok önce yapılmış, seyrek ve kısa süreli görüşmelerin delil değeri çok zayıftır. Ancak, suçun işlendiği güne veya hemen öncesine yoğunlaşan, sık ve uzun süreli görüşmeler şüpheyi artırır. 2) Görüşmenin İçeriği: HTS kayıtları görüşmelerin içeriğini göstermez. Eğer CMK m.135 uyarınca alınmış bir 'iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması' kararı yoksa, görüşmelerde ne konuşulduğu bilinemez. İçeriği bilinmeyen görüşmelerden suç anlaşması çıkarımı yapmak, varsayımdan ibarettir. 3) Diğer Delillerle Desteklenme Zorunluluğu: Bu HTS kaydının bir anlam ifade edebilmesi için, mutlaka başka somut delillerle (araçların PTS kayıtlarındaki uyumlu seyri, fiziki takip tutanakları, tanık beyanları, ortak baz istasyonu verileri, ikrar vb.) desteklenmesi gerekir. Tek başına HTS'de görüşme kaydının varlığı, sanıkların uyuşturucu ticareti yapmak için anlaştıklarını ispatlamaya yetmez. Mahkeme, insanların günlük hayatta birçok nedenle birbirleriyle telefonla görüşebileceği gerçeğini göz ardı edemez. Bu nedenle, giderilemeyen şüphe, sanık lehine yorumlanmalı ve sadece bu delile dayanılarak mahkumiyet kararı verilmemelidir.