Yargıtay 1. CD, 5525/4512 E. sayılı kararında, lehe kanun uygulamasını içeren 'uyarlama yargılaması'nın hangi durumlarda duruşmalı yapılması gerektiğini belirtmiştir? 'Takdir hakkının kullanılması' veya 'cezanın kişiselleştirilmesi' kavramlarının bu zorunlulukla ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323388

Cevap: Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, lehe kanun uygulamasını içeren uyarlama yargılamasının 'duruşmalı' yapılmasının zorunlu olduğu durumlar açıkça belirtilmiştir. Bu zorunluluk, uyarlama işleminin basit bir matematiksel hesaplamadan veya kanun metninin mekanik bir uygulamasından ibaret olmadığı, aksine hakimin yeniden bir değerlendirme yapmasını gerektirdiği hallerde ortaya çıkar. Karara göre, eğer lehe yasanın tespiti ve uygulanması; 1) Herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, 2) Yeni kanıt toplanmasını, 3) Hakimin 'takdir hakkının kullanılmasını' gerektiriyorsa, yargılama mutlaka duruşmalı yapılmalıdır. 'Takdir hakkının kullanılması' ve 'cezanın kişiselleştirilmesi' bu zorunluluğun temelini oluşturur. Örneğin, yeni kanun sanık lehine 'haksız tahrik' (TCK m.29) veya 'takdiri indirim' (TCK m.62) gibi kurumların uygulanmasına olanak tanıyorsa, bu indirimlerin oranını belirlemek hakimin takdirindedir. Hakimin bu takdir hakkını sağlıklı bir şekilde kullanabilmesi için, tarafları (savcı ve sanık/müdafii) dinlemesi, onların beyanlarını alması ve delilleri yeniden değerlendirmesi gerekir. Bu da ancak 'duruşma' ile mümkündür. Karara konu somut olayda da, yeni TCK'nın 29. ve 62. maddelerinin uygulanması hakimin takdirini gerektirdiği için, uyarlama yargılamasının evrak üzerinde yapılması hukuka aykırı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır. Evrak üzerinde inceleme, sadece hiçbir takdir hakkı gerektirmeyen, eylemin suç olmaktan çıkarıldığı veya cezanın net bir şekilde belirlendiği basit durumlarda mümkündür.