Olası kast ile bilinçli taksirin cezaları arasındaki büyük fark, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan 'kanun önünde eşitlik' ve 'orantılılık' ilkeleri açısından nasıl bir sorun teşkil edebilir? Somut olarak benzer fiilleri işleyen iki failden birinin olası kast, diğerinin bilinçli taksirden yargılanması bu ilkeleri zedeler mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323386

Cevap: Cezalar arasındaki bu büyük fark, 'kanun önünde eşitlik' ve 'orantılılık' ilkeleri açısından ciddi sorunlar teşkil edebilir. 1) Kanun Önünde Eşitlik İlkesi (Anayasa m.10): Bu ilke, hukuki durumları aynı veya benzer olan kişilere kanunların aynı şekilde uygulanmasını gerektirir. Olası kast ve bilinçli taksir arasındaki sınırın çok ince ve yoruma açık olması, somut olarak birbirine çok benzeyen fiillerin farklı mahkemeler veya hakimler tarafından farklı nitelendirilmesine yol açabilir. Örneğin, benzer promil alkolle ve benzer hızda araç kullanarak ölüme neden olan iki failden birinin eylemi 'sonucu kabullendiği' (olası kast) kabul edilerek müebbet hapisle, diğerinin ise 'sonucun olmayacağına güvendiği' (bilinçli taksir) kabul edilerek 15 yıl hapisle cezalandırılması, 'hukuki durumları benzer olanlara farklı muamele' edilmesi anlamına gelir ve kanun önünde eşitlik ilkesini zedeler. 2) Orantılılık İlkesi (Anayasa m.13): Bu ilke, işlenen fiilin ağırlığı ile verilen ceza arasında makul ve adil bir oran olmasını gerektirir. Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki kusurluluk derecesindeki fark, her zaman müebbet hapis ile 15 yıl hapis arasındaki fark kadar büyük olmayabilir. Birbirine çok yakın iki kusurluluk hali için bu kadar orantısız farklı cezaların öngörülmesi, ceza adalet sisteminin orantılılık ilkesiyle çelişir. Failin kusurundaki küçük bir yorum farkının, cezasında devasa bir sıçramaya neden olması, cezanın 'adli hata' payını çok tehlikeli bir boyuta taşır. Bu durum, hukuki öngörülebilirliği azaltır ve yargıya olan güveni sarsar. Makale yazarının da belirttiği gibi, daha kademeli bir ceza sistemi bu sorunu hafifletebilir.