CMK m.177 ve m.178 birlikte değerlendirildiğinde, sanığın duruşma hazırlığı aşamasında dinlenmesini istediği tanığın mahkemece reddedilmesi, ancak sanığın bu tanığı duruşmada bizzat hazır etmesi durumunda, mahkemenin bu tanığı dinleme yükümlülüğünün 'çelişmeli yargılama' ilkesi açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323375

Cevap: Bu durum, 'çelişmeli yargılama' ilkesinin ve bu ilkenin bir parçası olan 'savunmanın delillere erişim ve delil sunma hakkının' en önemli güvencelerinden biridir. Önemi şuradan kaynaklanmaktadır: Ceza muhakemesinde delillerin toplanması ve değerlendirilmesinde takdir yetkisi mahkemeye aittir. Mahkeme, bir delilin veya tanığın davayı aydınlatmaya katkı sağlamayacağı veya davayı gereksiz yere uzatacağı kanaatiyle talebi reddedebilir (CMK m.177). Ancak bu takdir yetkisi, savunmanın delil sunma hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz. CMK m.178, bu noktada bir denge kurar. Mahkemenin delili toplama külfetine girmek istemediği (reddettiği) bir durumda, savunmaya 'o halde delili sen getir, ben de değerlendireyim' deme imkanı tanır. Sanık, reddedilen tanığı masraflarını kendi karşılayarak duruşmada bizzat hazır ettiğinde, mahkemenin artık 'bu tanığı dinlemeye gerek yok' deme lüksü kalmaz ve o tanığı dinlemekle yükümlü hale gelir. Bu, savunmanın, mahkemenin delil takdirine karşı bir 'kontrol mekanizması'na sahip olmasını sağlar. Eğer bu kural olmasaydı, bir mahkeme, sanığın lehindeki tüm tanık taleplerini reddederek, savunmanın delillerini sunmasını engelleyebilir ve bu da çelişmeli yargılamayı ve adil yargılanma hakkını temelden sakatlardı. CMK m.178, bu potansiyel keyfiliğin önüne geçerek savunmaya kendi delillerini mahkeme huzuruna getirme ve tartıştırma imkanı verir.