Sanasaryan Vakfı kararında, taşınmazın 1952'de İl Özel İdaresi'ne, 1987'de ise Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne (VGM) tescil edilmesi, başvurucu Vakfın dava açma hakkını ortadan kaldırır mı? Başvurucunun taraf olmadığı bir mahkeme kararının, onun mülkiyet hakkı üzerindeki etkisini 'kesin hüküm' (res judicata) ilkesi açısından tartışınız.
Cevap: Hayır, bu tesciller başvurucu Vakfın dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumun temel sebebi, medeni usul hukukunun en temel ilkelerinden olan 'kesin hüküm' (res judicata) ilkesinin nisbiliği ve 'taraf teşekkülü'nün sağlanmamış olmasıdır. 1) 1952 Tescili: Bu tescil, bir mahkeme kararına değil, idari bir karara dayanmaktadır. Dolayısıyla ortada bir 'kesin hüküm' yoktur. Bu tescil, yolsuz tescil niteliğindedir ve mülkiyet hakkı sahibi, süreye tabi olmaksızın tapu iptali ve tescil davası açabilir (TMK m.1025). 2) 1987 Tescili: Bu tescil, bir mahkeme kararına (İstanbul Yüksek Dereceli Hukuk Hâkimliği kararı) dayanmaktadır. Ancak bu dava, VGM ile İl Özel İdaresi arasında görülmüştür. Başvurucu Sanasaryan Vakfı, bu davanın tarafı değildir. 'Kesin hüküm' ilkesi, kural olarak sadece davanın tarafları ve onların hukuki halefleri için bağlayıcıdır. Bir davanın tarafı olmayan üçüncü bir kişinin hakları, o davada verilen karardan etkilenmez ve o karar, üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Dolayısıyla, 1987 tarihli mahkeme kararı, başvurucu Vakıf açısından bir 'kesin hüküm' teşkil etmez. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın da kararlarında belirttiği gibi, başvurucu Vakfın taraf olmadığı bu karar, onun mülkiyet hakkını sona erdiremez ve dava açma hakkını ortadan kaldıramaz. Başvurucu Vakıf, hem yolsuz olan 1952 tesciline hem de kendisini bağlamayan 1987 tesciline karşı, mülkiyet hakkına dayanarak her zaman dava açma hakkına sahiptir.