657 sayılı Kanun'a göre, hakkında ceza kovuşturması yürütülen bir memurun görevden uzaklaştırılması idarenin takdirine bağlıdır. Ancak, memurun 'gözaltına alınması' veya 'tutuklanması' durumunda hukuki statüsü ne olur? Bu durumda idarenin ayrıca bir görevden uzaklaştırma kararı almasına gerek var mıdır?
Cevap: Bir memurun gözaltına alınması veya tutuklanması, onun fiilen görevini yapmasını imkansız kılan hukuki durumlardır. Bu hallerde, memur kanun gereği (ipso jure) görevinden uzaklaşmış sayılır. 657 sayılı DMK'nın 141. maddesi, 'Görevden uzaklaştırılan VE görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir.' hükmüyle bu durumu açıkça düzenlemiştir. Kanun, 'görevden uzaklaştırılanlar' ile 'tutuklanan veya gözaltına alınanları' ayrı kategoriler olarak ele almış ve aynı mali sonuca (2/3 maaş) bağlamıştır. Bu nedenle, bir memur tutuklandığında veya gözaltına alındığında, idarenin bu fiili duruma ek olarak ayrıca bir 'görevden uzaklaştırma' (açığa alma) kararı almasına hukuken gerek yoktur. Memur zaten fiili ve hukuki bir imkansızlık nedeniyle görevini yapamamaktadır. Görevden uzaklaştırma kararı, memurun fiilen görev yapma imkanı varken, görevinin başında kalmasının sakıncalı görülmesi halinde alınan bir tedbirdir. Tutukluluk veya gözaltı ise bu fiili imkanı zaten ortadan kaldırır. Tutukluluk veya gözaltı hali sona erdiğinde memur derhal görevine başlamak zorundadır. İdare, ancak bu aşamadan sonra, devam eden ceza davası nedeniyle memurun görevde kalmasında bir sakınca görüyorsa, takdir yetkisini kullanarak yeni bir görevden uzaklaştırma kararı alabilir.