Yargıtay CGK'nin 2019/656 E. sayılı kararında, devlet sırrı kavramının tanımı yapılırken TCK, CMK ve diğer kanunlardaki tanımlar karşılaştırılmıştır. TCK'daki tanım ile CMK, BEHK gibi kanunlardaki tanımlar arasında, sırrın ifşasının yaratacağı sonuç açısından ne gibi temel bir fark bulunmaktadır? Hangi tanımın daha geniş kapsamlı olduğu söylenebilir?
Cevap: Yargıtay CGK'nin ilgili kararında da analiz edildiği gibi, TCK'daki devlet sırrı tanımı ile CMK gibi diğer kanunlardaki tanımlar arasında, ifşanın yaratacağı sonuç açısından temel bir fark vardır. Bu fark, tehlikenin niteliği ve kapsamından kaynaklanır. TCK m.327'nin gerekçesindeki tanım, sırrın ifşası halinde 'Devletin güvenliğinin, millî varlığının, bütünlüğünün, Anayasal düzeninin veya iç ve dış siyasal yararlarının tehlikeye düşebileceği bilgiler'den bahseder. Burada odak noktası, ifşanın devletin varlığına ve temel çıkarlarına yönelik bir 'tehlike' yaratmasıdır. CMK m.47'deki tanım ise, 'açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler'den söz eder. Bu tanımda iki önemli fark göze çarpar: 1) 'Zarar' ve 'Tehlike' Ayrımı: CMK, hem 'zarar verebilecek' hem de 'tehlike yaratabilecek' ifadelerini kullanır. TDK tanımlarına göre 'zarar' meydana gelmiş olumsuz bir sonucu, 'tehlike' ise henüz gerçekleşmemiş bir riski ifade eder. CMK'nın hem mevcut zararı hem de müstakbel tehlikeyi kapsaması, tanımını daha geniş hale getirir. 2) Kapsam: CMK ve diğer kanunlardaki (BEHK, 6216 s.K) tanımlarda 'dış ilişkiler', 'milli savunma' gibi alanlar daha spesifik olarak vurgulanmıştır. Bu da uygulama alanını somutlaştırır. Yargıtay'ın da belirttiği gibi, TCK'nın 'tehlikeye düşme' şeklindeki tekil ifadesine karşın, diğer kanunların 'zarar verebilecek - tehlike yaratabilecek' şeklindeki ikili ve daha geniş kapsamlı ifadesi, CMK, BEHK ve 6216 sayılı kanunlardaki devlet sırrı tanımının TCK'ya göre daha geniş olduğu sonucunu doğurmaktadır.