Anayasa Mahkemesi'nin Sanasaryan Vakfı kararında, Yargıtay'ın karar düzeltme aşamasında ilk bozma kararından dönerek mahkeme kararını onamasını, usul hukuku açısından değil, Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ve 13. maddesindeki kanunilik ilkesi açısından incelemesinin sebebini açıklayınız. Bireysel başvurunun bir 'süper temyiz' olmadığını da göz önünde bulundurarak bu yaklaşımı yorumlayınız.
Cevap: Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru incelemesi, bir 'süper temyiz' yani derece mahkemelerinin kararının hukuka uygunluğunu denetleyen bir merci değildir. AYM'nin görevi, kanunların yorumlanmasındaki veya delillerin takdirindeki bariz hataları değil, bu kararların temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğini denetlemektir. Bu nedenle AYM, Sanasaryan Vakfı kararında, Yargıtay'ın karar düzeltme aşamasında görüş değiştirmesi gibi usuli bir konuya odaklanmamıştır. Bunun yerine, bu görüş değişikliğinin 'sonucunun' temel haklar üzerindeki etkisini incelemiştir. AYM'nin incelemesini Anayasa m.35 ve m.13'e dayandırmasının sebebi şudur: Yargıtay'ın nihai kararı, vakfı 'mazbut' sayarak, vakfın kendi mülkiyet hakkını korumak için dava açma ehliyetini elinden almıştır. Bu, doğrudan doğruya mülkiyet hakkına (dava yoluyla hakkını koruma imkanını ortadan kaldırarak) bir müdahaledir. AYM, bu müdahalenin meşru olup olmadığını denetlerken, Anayasa m.13'teki 'kanunilik' ilkesini bir ölçüt olarak kullanmıştır. İnceleme sonucunda, Yargıtay'ın vakfı 'mazbut' sayan yorumunun, mevcut kanunların ve yerleşik içtihatların ışığında 'öngörülemez' ve 'genişletici' bir yorum olduğuna, dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin 'kanuni' bir dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir. Özetle, AYM usuli bir meseleyi değil, bu usuli meselenin sonucunda ortaya çıkan ve temel hakkı ihlal eden 'kanunilikten yoksun müdahaleyi' denetlemiştir. Bu yaklaşım, bireysel başvurunun doğasına uygundur.