Sanasaryan Vakfı, Rusya tebaasından bir Ermeni tarafından, Ermeni milletinin fakir çocuklarının eğitimi amacıyla kurulmuştur. Vakfiyesinde tevliyesinin (yönetiminin) Ermeni Patriğine ait olduğu belirtilmiştir. Bu özellikler, vakfın hukuki niteliğinin 'cemaat vakfı' olarak kabul edilmesinde nasıl bir rol oynamıştır? Bir vakfın 'cemaat vakfı' sayılmasının temel unsurları nelerdir?
Cevap: Sanasaryan Vakfı'nın bu özellikleri, onun hukuki niteliğinin 'cemaat vakfı' olarak kabul edilmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bir vakfın 'cemaat vakfı' sayılmasının temel unsurları, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3. maddesi ve yerleşik yargı içtihatları çerçevesinde şunlardır: 1) Kurucunun veya Mensuplarının Kimliği: Vakfın, Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlerden (Ermeni, Rum, Yahudi vb.) birine mensup kişiler tarafından veya bu cemaatler adına kurulmuş olması. Sanasaryan Vakfı, Ermeni milletine mensup bir kişi tarafından kurulmuştur. 2) Amacı: Vakfın amacının, ilgili cemaatin dini, hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi veya kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olması. Sanasaryan Vakfı, Ermeni milletinin fakir çocuklarının 'eğitim' ihtiyacını karşılamak gibi tipik bir cemaat hizmeti amacıyla kurulmuştur. 3) Yönetim Şekli: Vakfın, vakfiyesine veya teamüllere göre, o cemaatin ruhani liderliği (Patrik, Hahambaşı gibi) veya cemaat tarafından seçilen kurullar tarafından yönetilmesi. Sanasaryan Vakfı'nın tevliyesinin (yönetiminin) Ermeni Patriğine bırakılmış olması, bu unsurun da gerçekleştiğini göstermektedir. Bu üç unsur bir araya geldiğinde, vakfın 'mazbut' veya sıradan bir 'mülhak' vakıf olmadığı, aksine gayrimüslim bir azınlık cemaatinin kendi ihtiyaçları için oluşturduğu, kendine özgü bir hukuki varlık olan 'cemaat vakfı' niteliğinde olduğu sonucuna varılır. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay da kararlarında bu unsurları dikkate alarak cemaat vakfı nitelemesi yapmaktadır.