CMK m.190 uyarınca duruşmaya 'ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilmesi' kuralının temel amacı nedir? Bu kuralın istisnası olan 'zorunlu haller' neler olabilir? Sanığın, avukatının mazereti nedeniyle duruşmaya ara verilmesini isteyememesinin ardındaki mantığı açıklayınız.
Cevap: CMK m.190'daki 'duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilmesi' kuralının (kesintisizlik/yoğunlaştırma ilkesi) temel amacı, delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesini güvence altına almak ve yargılamanın makul sürede tamamlanmasını sağlamaktır. Bu ilke sayesinde, hükmü verecek olan hakimin, duruşma boyunca elde ettiği izlenimler, deliller ve tartışmalar hafızasında tazeyken, araya uzun zaman girmeden bir bütünlük içinde değerlendirip karar vermesi hedeflenir. Bu, vicdani kanaatin daha sağlıklı oluşmasını sağlar. Bu kuralın istisnası 'zorunlu haller'dir. Metinde de sıralandığı gibi bu haller; sanığın duruşmaya gelmemesi (CMK m.193), yeni bir delilin ortaya çıkması ve incelenmesi gerekliliği (CMK m.207), sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerekliliği (CMK m.226), bekletici bir sorunun çözülmesinin gerekmesi (CMK m.218) gibi yargılamanın o an devam etmesini hukuken veya fiilen imkansız kılan durumlardır. Sanığın, avukatının mazereti nedeniyle ara verilmesini isteyememesinin ardındaki mantık, yargılamanın tarafının sanık olmasıdır. Savunma hakkı sanığa aittir ve müdafii onun temsilcisidir. Sanık duruşmada hazır ise, yargılama onun huzurunda devam edebilir. Avukatının mazereti, sanığın savunma hakkını kullanmasına engel değildir; sanık bizzat savunma yapabilir veya başka bir avukatla temsil edilebilir. Ancak, kanunun 'zorunlu müdafilik' öngördüğü hallerde (CMK m.150), müdafiin varlığı yargılamanın geçerlilik şartı olduğundan, zorunlu müdafiin geçerli bir mazereti varsa duruşmaya ara verilmesi zorunlu hale gelir.