Bir uyuşturucu ticareti davasında, öncü araçta bulunan ve olayla ilgisi olmadığını savunan bir sanık hakkında, diğer sanıkların aleyhine bir beyanının olmaması ve HTS kayıtlarında sadece artçı araçtaki bir sanıkla olaydan 13 gün önce yapılmış içeriği belirsiz bir görüşme dışında delil bulunmaması durumunda, mahkumiyet kararı verilebilir mi? Yargıtay 20. CD, 2018/1154 E. sayılı kararındaki 'karşı oy' görüşünü esas alarak, 'şüphe' ve 'ispat' kavramları açısından durumu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323336

Cevap: Hayır, bu koşullar altında bir mahkumiyet kararı verilemez. Yargıtay 20. CD, 2018/1154 E., 2019/1955 K. sayılı kararındaki karşı oy görüşü, ceza hukukunun temel ispat standartlarını ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini vurgulamaktadır. Durumun analizi şöyledir: 1) İspat Yükü ve Standardı: Ceza yargılamasında iddia makamı (savcılık), sanığın suçu işlediğini her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Mahkumiyet, varsayıma, ihtimale veya soyut çıkarımlara dayandırılamaz. 2) Delillerin Değerlendirilmesi: Karşı oyda belirtildiği gibi, sanığın sadece öncü araçta bulunması, tek başına suça iştirak ettiğini göstermez. Bu bir 'birliktelik olgusu'dur, ancak her birliktelik suç ortaklığı anlamına gelmez. Diğer sanıkların aleyhe beyanının olmaması, sanığın savunmasını güçlendirir. Olaydan 13 gün önce yapılan ve içeriği bilinmeyen tek bir telefon görüşmesi ise, suç işlemek üzere anlaşıldığına dair bir kanıt olarak kabul edilemez. İnsanların birbirleriyle telefonla görüşmesi olağan bir durumdur. 3) Şüphenin Sanık Lehine Yorumlanması (In Dubio Pro Reo): Bu deliller bir araya getirildiğinde, sanığın suça iştirak ettiğine dair somut, kesin bir kanıt ortaya çıkmamakta, sadece bir 'şüphe' oluşmaktadır. Karşı oyda da vurgulandığı gibi, 'vakıanın (olayın) tek başına delil olabilmesi için o vakıanın, suç kastını, suça iştiraki ya da suça yardımı açıkça gösteren şüphe duyulmayacak biçimde olması gerekir.' Giderilemeyen bu şüphe, sanığın aleyhine değil, lehine yorumlanmak zorundadır. Bu nedenle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir. Aksi yönde bir mahkumiyet, delil yetersizliğine rağmen varsayıma dayalı bir karar olur.