CMK m.175'e göre kovuşturma evresine geçilmesiyle 'savcılık, yürütücü olmaktan çıkar ve iddia eden taraf konumuna gelir.' Bu rol değişikliğinin, koruma tedbirlerine (tutuklama, arama vb.) karar verilmesi usulü üzerindeki etkisi nedir?
Cevap: Savcılığın rolünün değişmesi, koruma tedbirlerine karar verme usulünü temelden değiştirir. Soruşturma evresinde, kural olarak 'savcı talep eder, sulh ceza hâkimi karar verir' ilkesi geçerlidir. Yani, koruma tedbirleri için yürütücü makam olan savcılığın bir talebi zorunludur ve kararı yargısal bir makam olan sulh ceza hâkimi verir. Kovuşturma evresine geçilmesiyle birlikte, muhakemenin yürütücüsü artık 'mahkeme'dir. Savcı ise yargılamanın bir 'tarafı' haline gelir. Bu durumun koruma tedbirleri üzerindeki etkisi şudur: Mahkeme, koruma tedbirlerine (örneğin, sanığın tutuklanmasına, konutunda arama yapılmasına) karar vermek için artık savcının talebini beklemek zorunda değildir. Mahkeme, yargılamanın geldiği aşama ve ortaya çıkan yeni delillere göre, bu tedbirlere 're'sen' (kendiliğinden) de karar verebilir. Elbette savcı, iddia makamı olarak yine bu yönde bir talepte bulunabilir, ancak bu talep mahkeme için bağlayıcı değildir ve mahkemenin re'sen hareket etme yetkisini ortadan kaldırmaz. Bu değişiklik, kovuşturma evresinde yargılamanın kontrolünün tamamen mahkemeye geçtiğini ve mahkemenin, taraflardan (iddia ve savunma) bağımsız olarak yargılamayı yürütme yetkisini pekiştirir.