657 sayılı DMK'nın 139. maddesi, görevden uzaklaştırma tedbirini keyfi olarak veya garazla uygulayan amirler için 'hukuki, mali ve cezai sorumluluk' öngörmektedir. Bu üç sorumluluk türünün ne anlama geldiğini birer örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323316

Bu üç sorumluluk türü, haksız işlem yapan amirin karşılaşacağı farklı yaptırımları ifade eder: 1. **Hukuki Sorumluluk:** Bu, amirin, sebep olduğu zararları tazmin etme yükümlülüğüdür. Haksız yere görevden uzaklaştırılan memur, bu işlem nedeniyle uğradığı maddi (örneğin, kesilen 1/3 maaşın faizi) ve manevi (itibar kaybı, elem, üzüntü) zararların tazmini için idareye karşı tam yargı davası açabilir. İdare bu tazminatı ödedikten sonra, kusurlu amire rücu edebilir. Amirin şahsi kusurunun ağırlığına göre, memur doğrudan amire karşı adli yargıda da (hukuk mahkemesinde) tazminat davası açabilir. 2. **Mali Sorumluluk:** Bu, amirin kamuya verdiği zararı karşılama yükümlülüğüdür. Örneğin, amirin keyfi kararı nedeniyle idare memura tazminat ödemek zorunda kalırsa, bu kamu zararı, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde ilgili amire rücu ettirilir. 3. **Cezai Sorumluluk:** Bu, amirin eyleminin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi halinde ceza kanunlarına göre yargılanmasıdır. Görevden uzaklaştırma yetkisini keyfi olarak, garaz veya husumetle kullanan bir amir, TCK m. 257'de düzenlenen **'görevi kötüye kullanma'** suçunu işlemiş olur ve bu suçtan dolayı hakkında ceza davası açılabilir.