Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E. sayılı kararında, mahkemenin esas hakkındaki mütalaanın bir örneğini 'mahkeme kalemince sanıklar müdafiine tebliğine' karar vermesi, ancak son celsede bu mütalaayı sözlü olarak okumamasının usule aykırı bulunmasının ardındaki ceza muhakemesi ilkesi nedir?
Bu durumun usule aykırı bulunmasının ardındaki temel ceza muhakemesi ilkesi, **'sözlülük'** ilkesidir. Kovuşturma evresinin temelini oluşturan sözlülük ilkesi, iddia ve savunmaya ilişkin tüm esaslı işlemlerin duruşmada sözlü olarak yapılıp tutanağa geçirilmesini gerektirir. Esas hakkındaki mütalaa, iddia makamının tüm deliller toplandıktan sonra dava hakkındaki nihai görüşünü ve taleplerini içeren, yargılamanın en kritik aşamalarından biridir. Bu mütalaanın taraflara yazılı olarak tebliğ edilmesi, savunma hazırlığı için bir kolaylık sağlasa da, duruşmada sözlü olarak açıklanması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Mütalaanın duruşmada alenen okunması, hem mahkeme heyetinin iddiaları doğrudan duymasını (doğrudan doğruyalık), hem de duruşmada hazır bulunan sanık, müdafii ve kamuoyunun iddia makamının son taleplerinden haberdar olmasını (aleniyet) sağlar. Yargıtay, mütalaanın sadece yazılı olarak sunulup duruşmada okunmamasını, sözlülük ilkesinin ve dolayısıyla savunma hakkının ihlali olarak görmüştür.