Anayasa Mahkemesi'nin Sanasaryan Vakfı kararında, başvurucunun mülkiyet hakkı ihlalinin temel nedeni olarak 'müdahalenin kanuni dayanağının bulunmaması' tespit edilmiştir. Bu sonuca ulaşılırken, derece mahkemelerinin hangi kanun hükmünü 'öngörülemez ve genişletici' yorumladığı belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323311

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ihlalinin temel nedeni olarak, derece mahkemelerinin (özellikle Yargıtay'ın karar düzeltme aşamasında) mülga **2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 1. maddesini** 'öngörülemez ve genişletici' bir şekilde yorumlayarak, başvurucu cemaat vakfını 'mazbut vakıf' statüsünde kabul etmesini göstermiştir. Mahkemeye göre bu yorum şu nedenlerle kanuni dayanaktan yoksundur: 1. **Kanunun Lafzına Aykırılık:** 2762 sayılı Kanun ve sonraki tüm yasal düzenlemeler, cemaat vakıflarını mazbut vakıflardan ayrı bir kategori olarak düzenlemiştir. Kanunda, cemaat vakıflarının mazbutlaştırılabileceğine dair açık bir hüküm yoktur. 2. **Aşırı Genişletici Yorum:** Derece mahkemesi, vakfiyede mütevelliliğin bir makama (Ermeni Patriği) şart edilmiş olmasını, 2762 sayılı Kanun'daki 'mütevelliliği bir makama şartedilmiş olan vakıflar'ın mazbut sayılacağına dair genel hükmü cemaat vakıfları için de uygulayarak, kanunun amacını ve kapsamını aşan genişletici bir yorum yapmıştır. 3. **Öngörülemezlik:** Bu yorum, hem yerleşik Danıştay içtihatlarına hem de kanunun sistematiğine aykırıdır. Bu nedenle, başvurucu için öngörülebilir bir hukuki sonuç değildir. Hak ve özgürlükleri kısıtlayan kuralların bu şekilde geniş yorumlanması, 'kanunilik' ilkesini ihlal eder. AYM, bu kanuna aykırı yoruma dayalı olarak Vakfın temsil yetkisinin yok sayılmasının ve davasının reddedilmesinin, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanaktan yoksun olmasına yol açtığı sonucuna varmıştır.