Uyuşturucu madde ticareti suçunda 'öncü-artçı' olarak hareket ettiği iddia edilen sanıkların sadece akraba olmaları veya aynı muhitte oturmaları, TCK m.37 anlamında müşterek failliğin ispatı için yeterli midir? Bu durumun 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle ilişkisini kurunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323302

Hayır, tek başına yeterli değildir. Sanıkların akraba olması, aynı muhitte oturmaları veya aralarında önceden gelen bir tanışıklık bulunması, suçu birlikte işlemeleri için bir 'motivasyon' veya 'imkan' olarak değerlendirilebilirse de, bu durumlar tek başına ortak suç işleme kararının ve fiil üzerinde ortak fonksiyonel hakimiyetin varlığını ispatlamaz. Bu tür ilişkiler, suçtan tamamen bağımsız olarak da var olabilen sosyal durumlardır ve insanların tesadüfen aynı anda aynı yerde bulunmalarını açıklayabilir. Bu durumun 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle ilişkisi şudur: Ceza yargılamasında mahkumiyet, varsayımlara veya olasılıklara değil, her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Sanıklar arasında sadece bir sosyal bağın varlığı, suça iştirak ettiklerine dair bir 'şüphe' yaratır, ancak bu şüphe, somut ve koordineli suç eylemleriyle (iletişim, manevralar vb.) desteklenmediği sürece, mahkumiyet için yeterli olan 'kesinlik' düzeyine ulaşmaz. Şüphe aşılamadığı için, sanık lehine yorum yapılarak beraat veya eylemin daha az ceza gerektiren bir iştirak türü olarak değerlendirilmesi gerekir.