Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E. sayılı kararında, sanıkların siyasi parti faaliyeti olarak ileri sürdüğü 'iki dilli yaşam yürüyüşü', 'Anayasa referandumunu boykot mitingi' gibi eylemler neden 'silahlı terör örgütü faaliyeti' kapsamında kabul edilmiştir?
Yargıtay, bu tür eylemlerin görünüşte siyasi veya demokratik bir hak kullanımı gibi dursa da, eğer bu eylemler **'terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya KCK sözleşmesi gibi örgütsel dokümanlar doğrultusunda'** gerçekleştirilmişse, artık masum bir siyasi parti faaliyeti olarak kabul edilemeyeceğini belirtmektedir. Kararın temel mantığı şudur: Bir eylemin hukuki niteliğini belirleyen sadece dış görünüşü değil, aynı zamanda gerçekleştirilme amacı ve arkasındaki iradedir. Eğer bir basın açıklaması, miting veya yürüyüş, yasal bir siyasi partinin kendi özgür iradesi ve programı dahilinde değil de, bir terör örgütünün stratejisi, çağrısı ve talimatı ile, onun amaçlarına hizmet etmek için düzenleniyorsa, bu eylem artık demokratik bir hak kullanımı olmaktan çıkar ve terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde işlenen bir 'örgüt faaliyeti' haline gelir. Yargıtay, bu eylemlerin örgüt üyeliği suçunun delili ve cezanın belirlenmesinde bir ölçüt olarak dikkate alınmasında hukuka aykırılık görmemiştir.