Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) kovuşturma evresinin temel ilkelerinden olan 'sözlülük' ve 'bağlılık' ilkelerini açıklayınız.
Kovuşturma evresinin bu iki temel ilkesi, yargılamanın adil ve düzenli yürümesini sağlar: 1. **Sözlülük İlkesi:** Bu ilke, soruşturma evresindeki 'yazılılık' ilkesinin aksine, duruşmada iddia ve savunmanın, delillerin sunulmasının ve tartışılmasının kural olarak **sözlü** yapılmasını ifade eder. Tanıklar sözlü dinlenir, belgeler okunur, sanık savunmasını sözlü yapar. Bu ilkenin amacı, hâkimin delillerle doğrudan temas kurarak (doğrudan doğruyalık ilkesi) vicdani kanaatini oluşturmasını ve tarafların iddia ve savunmalarını mahkeme heyetine bizzat iletebilmesini sağlamaktır. Duruşmada söylenen her şeyin tutanağa geçirilmesi zorunluluğu, sözlülük ilkesiyle çelişmez; aksine, sözlü olarak gerçekleşen yargılamanın denetlenebilirliğini sağlar. 2. **Bağlılık (Kesintisizlik) İlkesi (CMK m. 190):** Bu ilke, duruşmaya ara verilmeksizin, mümkünse tek bir celsede devam edilerek hüküm verilmesini ifade eder. Amaç, delillerin değerlendirilmesi ile hüküm verilmesi arasında uzun bir zaman geçmesini engelleyerek, mahkeme heyetinin duruşmadan edindiği izlenimlerin ve kanaatin taze kalmasını sağlamaktır. Kanun, 'zorunlu hallerde' duruşmaya makul sürelerle ara verilebileceğini kabul ederek bu ilkeye istisnalar tanımıştır. Bu ilkenin bir diğer boyutu da, duruşmayı yapan hâkimlerin (heyetin) kural olarak değişmemesi, yargılamaya baştan sona aynı hâkimlerin katılmasıdır.