Bir otel sahibinin, yangına karşı hiçbir önlem almadığı ahşap otelinde konaklaması, ölümle sonuçlanan bir yangın durumunda ceza sorumluluğunu 'olası kast'tan 'bilinçli taksir'e düşürür mü? Bu argümanı 'olursa olsun' teorisi çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323253

Bu durum, tek başına sorumluluğu 'olası kast'tan 'bilinçli taksir'e düşürmek için yeterli bir argüman değildir. Failin de risk altındaki alanda bulunması ('tehlike alanında bulunma'), neticenin gerçekleşmeyeceğine inandığına dair bir karine oluşturabilir. Argüman şudur: 'Kimse kendi ölümünü istemez, dolayısıyla o da otelde kaldığına göre yangının ölümle sonuçlanacağını kabullenmemiş, olmayacağına güvenmiştir.' Ancak, 'olursa olsun' veya kabullenme teorisi açısından bakıldığında, bu durum farklı yorumlanabilir. Olası kast, neticeyi istemeyi değil, öngörülen neticenin gerçekleşme ihtimalini umursamamayı gerektirir. Otel sahibi, 'bana bir şey olmaz' şeklindeki aşırı bir özgüvenle veya 'yangın çıkma ihtimali çok düşük' şeklindeki bir kayıtsızlıkla hareket ediyor olabilir. Yani, kendi hayatını da riske atarak, hem kendi ölümü hem de başkalarının ölümü sonucunu göze almış ve bu riski umursamamış olabilir. Bu durumda, kendi hayatını riske atması, başkalarının hayatını umursamadığı gerçeğini değiştirmez. Dolayısıyla, failin de tehlike alanında olması bilinçli taksir lehine bir emare olsa da, olayın diğer tüm koşulları (ihmalin vahameti, güvenlik önlemlerinin hiç olmaması vb.) birlikte değerlendirildiğinde olası kastın varlığına karar verilebilir. Nihai karar, ihmalin derecesi ve failin riske karşı genel tavrının bütüncül bir değerlendirmesiyle verilir.