Anayasa Mahkemesi'nin Sanasaryan Vakfı kararında, Yargıtay'ın 'kayyım atanması' yoluyla davanın açılabileceği yönündeki tespitine rağmen, bu yolu tüketmeden yapılan bireysel başvuruyu neden 'başvuru yolları tüketilmemiştir' gerekçesiyle reddetmemiştir?
Anayasa Mahkemesi, bu yolu tüketmeden yapılan başvuruyu reddetmemiştir çünkü Yargıtay'ın 'kayyım' önerisi, somut davada başvurucu için etkili ve erişilebilir bir başvuru yolu olarak görülmemiştir. Başvurucu, davayı Patrikliğin temsil yetkisi altında açmış ve yargılama bu şekilde yıllarca sürmüştür. Yargıtay'ın, yargılamanın en sonunda (karar düzeltme aşamasında) ortaya attığı 'kayyım atanmalıydı' tezi, başvurucuyu en başa döndürecek, yıllarca sürecek yeni ve belirsiz bir sürece sokacaktır. Bireysel başvuruda 'başvuru yollarının tüketilmesi' ilkesi, etkili, ulaşılabilir ve makul sürede sonuçlanma ihtimali olan yollar için geçerlidir. Mevcut davanın reddedilip, yeniden kayyım atama süreci başlatıp sonra yeni bir dava açma yolu, bu nitelikleri taşımayan, aşırı külfetli (formalistic) bir yol olarak değerlendirilmiştir. AYM, Yargıtay'ın kararının davayı esastan çözdüğünü ve bu kararla birlikte iç hukuk yollarının tüketilmiş olduğunu kabul etmiştir. Aksi bir yorum, mahkemeye erişim hakkının aşırı şekilci bir yaklaşımla engellenmesi anlamına gelirdi.