Sanasaryan Vakfı kararında AYM, davanın asıl tarafının Patriklik değil Vakıf olduğunu, Patriklik'in ise temsilci olduğunu belirtmiştir. Bu ayrımın hukuki önemi nedir ve bireysel başvuruda 'mağdur' sıfatının belirlenmesinde nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323245

Bu ayrımın hukuki önemi, hak sahipliği ile temsil yetkisinin farklı kavramlar olduğunu ortaya koymasıdır. Asıl hak sahibi, yani mülkiyet hakkı ihlal edilen süje, tüzel kişiliği olan Sanasaryan Vakfı'dır. Patriklik ise, vakfiyeye göre bu tüzel kişiliği mahkemeler önünde temsil etme yetkisine sahip olan organdır. Bireysel başvuruda 'mağdur' sıfatı, hakkı doğrudan etkilenen kişiye aittir (6216 sayılı Kanun m. 46). Bu olayda mağdur, tüzel kişiliğe ait mülkiyet hakkı ihlal edilen Vakfın kendisidir. Patriklik, bu mağdur adına başvuru yapan kanuni temsilci konumundadır. Bu ayrım önemlidir, çünkü: 1) İhlal edilen hakkın Vakfın tüzel kişiliğine ait olduğunu netleştirir. 2) Derece mahkemesinin 'Patrikliğin taraf sıfatı yoktur' şeklindeki kararının aslında 'temsil yetkisi yoktur' anlamına geldiğini, ancak bunun Vakfın dava hakkını tamamen ortadan kaldıran bir yorumla uygulandığını gösterir. 3) AYM'nin, Patrikliğin temsil yetkisini kabul ederek, asıl mağdur olan Vakfın mahkemeye erişim hakkının engellendiğini ve dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini tespit etmesine olanak tanımıştır.