Ceza yargılamasında 'doğrudan doğruyalık (vasıtasızlık) ilkesi' neyi ifade eder? Sanığın istinabe yoluyla sorgusunun yapılması bu ilkenin bir istisnası mıdır? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #323237

'Doğrudan doğruyalık (vasıtasızlık) ilkesi', hükmü verecek olan hâkimin veya mahkeme heyetinin, delillerle arada başka bir kişi veya araç (örneğin, başka bir hâkimin tuttuğu tutanak) olmaksızın, doğrudan doğruya, bizzat temas kurmasını ifade eder. Bu ilkenin amacı, hâkimin, sanığın beyanları, tanıkların ifadeleri, bilirkişinin açıklamaları gibi delilleri kendi duyu organlarıyla (görerek, işiterek) algılaması, sanığın ve tanıkların tutum ve davranışlarını bizzat gözlemlemesi ve bu şekilde 'vicdani kanaatini' en sağlıklı şekilde oluşturmasını sağlamaktır. Delillerin duruşmaya getirilip tartışılması bu ilkenin bir gereğidir. Evet, sanığın istinabe (naip hâkim) yoluyla, yani başka bir yerdeki mahkeme aracılığıyla sorgusunun yapılması, doğrudan doğruyalık ilkesinin önemli bir istisnasıdır. Çünkü bu durumda hükmü verecek olan hâkim, sanığı bizzat görmeden ve dinlemeden, sadece sorgu tutanağı üzerinden onun beyanlarını değerlendirmek zorunda kalır. CMK, bu nedenle istinabe yoluyla sorguyu kural olarak değil, istisnai olarak kabul etmiş ve özellikle alt sınırı beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren ağır suçlarda yasaklamıştır (CMK m. 196/2).