Sanasaryan Vakfı kararında, Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkı ihlaline ilişkin tespiti, başvurucunun 'kişi bakımından yetki' (mağdur sıfatı) sorununu nasıl çözmüştür? Patrikliğin vakfı temsil yetkisinin esasla birlikte incelenmesinin mantığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322736

Cevap: Anayasa Mahkemesi, Sanasaryan Vakfı başvurusunda 'kişi bakımından yetki' sorununu, ihlalin esasıyla iç içe geçmiş olduğu gerekçesiyle, esasla birlikte inceleyerek çözmüştür. Normalde, bir başvurucunun mağdur sıfatına (kişi bakımından yetki) sahip olup olmadığı, başvurunun kabul edilebilirlik aşamasında öncelikli olarak incelenir. Ancak bu olayda, başvurunun temelini oluşturan mülkiyet hakkı iddiası ile başvuruyu yapan Patrikliğin vakfı temsil etme yetkisi (ve dolayısıyla mağdur sıfatı) aynı hukuki soruna, yani 'Vakfın hukuki statüsü nedir? (cemaat mi, mazbut mu?)' sorusuna dayanmaktadır. Eğer vakıf 'mazbut' kabul edilirse, temsilcisi Vakıflar Genel Müdürlüğü olacağından Patrikliğin başvuru yapma ehliyeti ve dolayısıyla mağdur sıfatı olmayacaktır. Eğer vakıf 'cemaat vakfı' kabul edilirse, vakfiyesine göre temsilcisi Patrik olacağından, başvuru usulüne uygun ve Patrikliğin mağdur sıfatı var olacaktır. Görüldüğü gibi, kabul edilebilirlik sorunu (temsil yetkisi) ile davanın esası (mülkiyet hakkının varlığı ve vakfın statüsü) birbirinden ayrılamaz bir bütün halindedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, bu iki konuyu birlikte ele almıştır. Mahkeme, esas incelemesinde vakfın 'mazbut' değil, 'cemaat vakfı' olduğuna ve Yargıtay'ın aksi yöndeki yorumunun kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar verince, bu tespit aynı zamanda Patrikliğin vakfı temsil etmeye yetkili olduğu ve dolayısıyla başvurucu sıfatına (mağdur statüsüne) sahip olduğu sonucunu da doğurmuştur. Böylece, esasa ilişkin ihlal tespiti, kabul edilebilirlik koşulunu da sağlamış oldu.