5271 sayılı CMK'nın 225. maddesinde düzenlenen 'hükmün konusu ve iddianameyle bağlılık' ilkesi, kovuşturma evresinde mahkemenin yetkilerini nasıl sınırlar? Mahkemenin, iddianamede gösterilmeyen bir fiilden veya gösterilmeyen bir fail hakkında hüküm kurması mümkün müdür?
Cevap: CMK m.225'te düzenlenen 'hükmün konusu ve iddianameyle bağlılık' ilkesi (davasız yargılama olmaz ilkesi), mahkemenin kovuşturma evresindeki yetkilerini iki temel noktada sınırlar: fiil ve fail. Bu ilkeye göre: 1) Fiil ile Bağlılık: Mahkeme, ancak iddianamede anlatılan ve sınırları çizilen fiil hakkında yargılama yapabilir ve hüküm kurabilir. Mahkeme, yargılama sırasında sanığın iddianamede yer almayan başka bir suçunu daha işlediğini tespit etse bile, bu yeni fiil hakkında kendiliğinden hüküm kuramaz. Bu yeni fiil için Cumhuriyet savcısının ayrı bir iddianame düzenleyerek yeni bir kamu davası açması gerekir. 2) Fail ile Bağlılık: Mahkeme, sadece iddianamede 'sanık' olarak gösterilen kişi hakkında yargılama yapabilir. Yargılama sırasında suçu aslında başka bir kişinin işlediği veya sanıkla birlikte başka bir iştirakçinin daha olduğu ortaya çıksa bile, mahkeme iddianamede adı geçmeyen bu kişiler hakkında mahkumiyet veya beraat kararı veremez. Bu kişiler hakkında da yine ayrı bir soruşturma ve kovuşturma süreci işletilmesi zorunludur. Ancak mahkeme, fiilin hukuki nitelendirmesiyle (vasıflandırma) bağlı değildir. Örneğin, savcı 'hırsızlık' suçundan dava açmışsa, mahkeme fiilin 'yağma' suçunu oluşturduğuna kanaat getirirse, sanığa ek savunma hakkı tanımak suretiyle (CMK m.226) fiili 'yağma' olarak nitelendirip hüküm kurabilir. Özetle, mahkeme fiilin ne olduğu ve kimin işlediği konularında iddianameyle bağlıdır, ancak fiilin hangi suçu oluşturduğu konusunda serbesttir.