Bir devlet memuru hakkında, yetkili amir tarafından usulüne uygun olarak görevden uzaklaştırma kararı verilmiş, ancak DMK m.143'te sayılan 'göreve başlatmanın zorunlu olduğu haller'den biri (örneğin, ceza davasından beraat etmesi) ortaya çıkmıştır. Amirin, bu kesinleşmiş beraat kararına rağmen memuru göreve başlatmaması durumunda hukuki statü ne olur? Bu eylemsizlik hangi sorumlulukları doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322734

Cevap: DMK m.143'te sayılan haller (beraat, KYOK, memurluktan çıkarmadan başka disiplin cezası alınması vb.) ortaya çıktığında, görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması ve memurun göreve başlatılması idare için bir takdir yetkisi değil, 'yasal bir zorunluluktur'. Amirin, kesinleşmiş beraat kararı gibi bir durumun varlığına rağmen memuru göreve başlatmaması, 'idari eylemsizlik' yoluyla hukuka aykırı yeni bir durum yaratır. Bu eylemsizliğin hukuki sonuçları ve doğurduğu sorumluluklar şunlardır: 1) Hukuki Sorumluluk: Memur, göreve başlatılmama şeklindeki bu eylemsizliğe karşı, idare mahkemesinde 'yürütmenin durdurulması' istemli bir iptal davası açabilir. Mahkeme, DMK m.143'ün açık hükmü karşısında idarenin eylemsizliğini hukuka aykırı bularak göreve iade kararı verecektir. 2) Mali Sorumluluk: Memur, göreve başlatılması gereken tarihten fiilen başlatıldığı tarihe kadar geçen süre için mahrum kaldığı tüm mali haklarını (kesilen 1/3 maaşın iadesiyle birlikte tam maaş farkları, varsa diğer ödemeler vb.) yasal faiziyle birlikte idareden talep edebilir. 3) Amirin Kişisel Sorumluluğu (DMK m.139): Göreve iadeyi zorunlu kılan bir durum olmasına rağmen bu tedbiri kaldırmayan amir, DMK m.139 kapsamında sorumlu olur. Bu amir hakkında hukuki, mali ve cezai sorumluluk yollarına başvurulabilir. Eylemi, koşulları oluşmuşsa TCK m.257 (Görevi kötüye kullanma) kapsamında bir suç da teşkil edebilir.