Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunda, sanıklar arasında sadece 'akrabalık ilişkisi' veya 'suç tarihinden önceki tanışıklık' bulunması, TCK m.37 anlamında 'fikir ve eylem birliği'nin varlığı için yeterli bir delil midir? Makale yazarı bu konuda hangi ilkeye vurgu yapmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322726

Cevap: Hayır, sanıklar arasında sadece akrabalık, arkadaşlık veya suç öncesi tanışıklık bulunması, tek başına TCK m.37 anlamında 'fikir ve eylem birliği'nin yani müşterek failliğin varlığı için yeterli bir delil değildir. Bu tür ilişkiler, sanıkların birbirini tanıdığını ve iletişim kurma potansiyelleri olduğunu gösterir, ancak suç işlemek üzere anlaştıkları ve fiili birlikte işledikleri anlamına gelmez. Makale yazarı, bu tür çıkarımlarla mahkumiyet kararı verilmesinin yanlış olduğunu belirtirken, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden biri olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesine vurgu yapmaktadır. Bu ilkeye göre, bir fiilin sanık tarafından işlendiği veya suça iştirak edildiği hususu, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilemediği sürece, sanığın beraatine karar verilmelidir. Sanıkların sadece aynı araçta seyahat etmeleri, akraba olmaları veya HTS kayıtlarında birkaç görüşmelerinin çıkması gibi olgular, suçun birlikte işlendiğine dair güçlü bir şüphe yaratsa da, bu şüphe mahkumiyet için yeterli değildir. Müşterek failliğin kabulü için, iş bölümü yapıldığına, ortak suç işleme kararı olduğuna ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğuna dair somut ve başkaca delillerle bu şüphenin giderilmesi gerekir. Aksi takdirde, varsayıma dayalı bir mahkumiyet kararı verilmiş olur ki bu da adil yargılanma hakkına aykırıdır.