AİHM'in 'Fener Rum Patrikhanesi/Türkiye' kararında, mülkiyet hakkı ihlalinin giderimi için 'tazminat' yerine 'taşınmazın iadesi'ne hükmetmesinin temel gerekçesi nedir? Bu kararın, Sanasaryan Vakfı gibi benzer durumlardaki başvurular için emsal niteliğini tartışınız.
Cevap: AİHM'in 'Fener Rum Patrikhanesi/Türkiye' kararında (adil karşım/madde 41 bölümü), ihlalin giderimi için tazminat yerine taşınmazın iadesine (restitutio in integrum - eski hale getirme) hükmetmesinin temel gerekçesi, mülkiyet hakkı ihlallerinde öncelikli giderim yolunun, mümkün olan hallerde, ihlalden önceki durumun yeniden tesis edilmesi olduğudur. AİHM'e göre, mülkiyet hakkından hukuka aykırı bir şekilde yoksun bırakma durumunda, adil karşımın en uygun şekli, mülkün sahibine iade edilmesidir. Tazminat ise ancak iadenin fiilen veya hukuken imkansız olduğu (örneğin, taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmesi, kamulaştırılması, yıkılması vb.) durumlarda ikincil bir giderim yolu olarak düşünülmelidir. Bu karar, Sanasaryan Vakfı gibi, cemaat vakıflarına ait taşınmazların hukuka aykırı idari veya yargısal kararlarla ellerinden alındığı benzer başvurular için önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Bu karar, mülkün hukuki veya fiili bir engel olmaksızın hala mevcut olduğu durumlarda, devletin tazminat ödeyerek mülkiyeti elinde tutamayacağını, hakkın özünü korumanın ancak mülkün iadesiyle mümkün olacağını ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi de Sanasaryan Vakfı kararında, AİHM içtihatlarına paralel bir şekilde, ihlalin giderimi için yeniden yargılama yoluyla mülkiyetin iadesi hedefine yönelik bir karar vermiştir. Bu, mülkiyet hakkı ihlallerinde 'eski hale getirme' ilkesinin iç hukukta da benimsendiğini göstermektedir.