CMK m.202'ye göre, sanık veya mağdurun Türkçe bilmemesi halinde tercüman atanması zorunluluğu, hangi temel hakların bir gereğidir? Sanığın, belirli aşamalarda savunmasını 'kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde' yapabilme hakkının kapsamı ve sınırları nelerdir?
Cevap: Sanık veya mağdurun meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmemesi halinde mahkeme tarafından tercüman atanması zorunluluğu (CMK m.202), Anayasa m.36 ve AİHS m.6'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın temel unsurlarından kaynaklanır. Bu unsurlar şunlardır: 1) Kendisine Yöneltilen Suçlamayı Anlama Hakkı (AİHS m.6/3-a): Sanık, hakkındaki iddiaları ve yargılama sürecini anlayabilmelidir. 2) Savunma Hakkı (AİHS m.6/3-c): Sanık, kendisini etkin bir şekilde savunabilmelidir. Bu hakların kullanılabilmesi için sanığın yargılama dilini anlaması şarttır; aksi halde bu haklar kağıt üzerinde kalır. CMK m.202, bu temel hakları güvence altına almak için tercüman atanmasını zorunlu kılar. Kanun, 2013'te yapılan bir değişiklikle sanığa ek bir hak daha tanımıştır. Buna göre sanık, 'iddianamenin anlatılması' ve 'esas hakkındaki mütalaanın verilmesi' üzerine yapacağı sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde (Türkçe bilse dahi) yapabilir. Bu, 'anadilde savunma hakkı' olarak bilinir. Ancak bu hakkın sınırları vardır: 1) Sanık, bu hakkı kötüye kullanarak yargılamayı sürüncemede bırakamaz. 2) Bu durumda atanacak tercümanı sanık kendisi seçer ve tercüman giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Standart tercüman atamasında ise giderler devlet tarafından karşılanır.