Sanasaryan Vakfı kararında, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün (VGM) hem vakfın temsilcisi olduğunu iddia etmesi hem de vakfın mülkü olan taşınmazın kendi adına tescilini istemesi, Yargıtay tarafından nasıl bir hukuki sorun olarak tespit edilmiştir? Bu sorunun çözümü için önerilen hukuki yol nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322717

Cevap: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12/12/2018 tarihli karar düzeltme kararında, bu durumu bir 'çıkar çatışması' (menfaat çatışması) olarak tespit etmiştir. Yargıtay'ın mantığı şöyledir: Eğer Vakıf 'mazbut' kabul edilirse, onun yasal temsilcisi Vakıflar Genel Müdürlüğü'dür (VGM). Ancak aynı davada VGM, vakfa ait olması gereken bir taşınmazın tapu kayıt maliki olarak gözükmekte ve mülkiyetin kendisine ait olduğunu savunmaktadır. Bu durumda, VGM'nin hem vakfın haklarını korumakla yükümlü temsilcisi olması hem de aynı vakfa karşı kendi mülkiyet hakkını iddia eden bir 'davalı' konumunda olması, hukuken kabul edilemez bir çıkar çatışması yaratır. Bir kişi veya kurum, aynı davada hem temsil eden hem de temsil edilene karşı taraf olamaz. Bu hukuki sorunun çözümü için Yargıtay'ın önerdiği yol, davaya bir 'kayyım' atanmasıdır. Çıkar çatışması olan durumlarda, Medeni Kanun ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, hak sahibini (Vakfı) davada temsil etmek ve onun menfaatlerini korumak üzere mahkeme tarafından tarafsız bir kayyım atanması gerekir. Yargıtay'a göre, böyle bir dava ancak kayyım aracılığıyla açılabilirdi. Türkiye Ermenileri Patrikliği'nin temsil yetkisi olmadığı için, dava 'taraf sıfatı yokluğu' nedeniyle usulden reddedilmelidir. Yargıtay bu gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararını sonucu itibarıyla doğru bulmuştur.