Makalede sunulan 'fırtınada batan tekne' örneğinde, tecrübeli kaptanın hukuki sorumluluğunun 'olası kast' veya 'bilinçli taksir' olarak belirlenmesinde hangi faktörler belirleyici olmaktadır? 'İzin verilen risk' kavramı bu örnekte nasıl bir rol oynar ve hangi noktada aşılmış sayılır?
Cevap: 'Fırtınada batan tekne' örneğinde kaptanın sorumluluğunun belirlenmesinde belirleyici faktör, fırtınalı havada seyre çıkma kararını aldıktan sonra, öngördüğü batma riskini (ve dolayısıyla ölüm neticesini) önlemek için somut adımlar atıp atmadığıdır. 1) Bilinçli Taksir Senaryosu: Eğer kaptan, yolcuların ısrarı üzerine sefere çıkmayı kabul ettikten sonra, teknesinde fırtınalı hava koşulları için gerekli özel önlemleri almışsa (örneğin, can yeleklerini kontrol edip dağıtmış, tehlikeli bölgelerden kaçınan bir rota çizmiş, tekneyi seyrin gerektirdiği şekilde hazırlamış, seyir hızını düşürmüş vb.), bu durum onun neticenin gerçekleşmemesi için çaba sarf ettiğini ve yeteneğine/aldığı önlemlere güvendiğini gösterir. Bu durumda, batma neticesi gerçekleşse dahi sorumluluğu bilinçli taksir (TCK m.22/3) kapsamında değerlendirilir. 2) Olası Kast Senaryosu: Eğer kaptan, tehlikeyi öngörmesine rağmen hiçbir ek önlem almadan, normal bir havada seyre çıkıyormuş gibi hareket etmişse, bu durum neticeye kayıtsız kaldığını, 'olursa olsun' dediğini ve sonucu göze aldığını gösterir. Bu senaryoda sorumluluğu olası kast (TCK m.21/2) olacaktır. 'İzin verilen risk' kavramı, denizcilik gibi doğası gereği risk barındıran faaliyetlerin icra edilmesine hukuk düzenince izin verilmesini ifade eder. Tekneyle seyre çıkmak kendi başına hukuka aykırı değildir. Ancak bu risk, fırtınalı hava gibi öngörülebilir ve tehlikeyi artıran durumlar ortaya çıktığında, kişinin dikkat ve özen yükümlülüğünü de artırır. Kaptan, bu artan riske karşı makul ve gerekli önlemleri almayarak 'izin verilen risk' alanının dışına çıkmış olur. Bu noktadan sonraki sorumluluğu, aldığı veya almadığı önlemlere göre bilinçli taksir veya olası kast olarak belirlenir.