Anayasa Mahkemesi'nin Sanasaryan Vakfı kararında, mülkiyet hakkı ihlalinin giderimi için 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca 'yeniden yargılama' kararı verilmesinin, ilk derece mahkemesi açısından anlamı ve yükümlülükleri nelerdir? Bu karar, davanın esası hakkında otomatik bir sonuç doğurur mu?
Cevap: AYM'nin 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca 'yeniden yargılama' kararı vermesi, ilk derece mahkemesi için bir dizi bağlayıcı yükümlülük getirir. Bu karar, usul hukukundaki klasik 'yargılamanın yenilenmesi' kurumundan farklıdır ve bireysel başvuruya özgü bir giderim yoludur. İlk derece mahkemesinin (somut olayda İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi) yükümlülükleri şunlardır: 1) Takdir Yetkisinin Olmaması: Mahkeme, yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul edip etmeme konusunda herhangi bir takdir yetkisine sahip değildir. AYM'nin ihlal kararı, yeniden yargılama yapılması için yeterli ve bağlayıcı bir sebeptir. 2) Resen Hareket Etme: Mahkeme, başvurucunun talebini beklemeksizin, AYM kararının kendisine ulaşması üzerine derhal yeniden yargılama sürecini başlatmalıdır. 3) İhlali ve Sonuçlarını Ortadan Kaldırma: Yeniden yargılamanın amacı, AYM'nin tespit ettiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. Mahkeme, AYM kararında belirtilen ilkelere (örn: Patrikliğin temsil yetkisinin bulunduğu, tescilin yolsuz olduğu) uygun hareket ederek yeni bir karar vermelidir. Ancak bu karar, davanın esası hakkında otomatik bir sonuç doğurmaz. AYM, davanın mutlaka kabul edilmesi gerektiğini söylemez. Mahkeme, ihlale yol açan usuli ve hukuki engelleri (taraf sıfatı yokluğu gibi) aştıktan sonra, davanın esasına girerek (delilleri değerlendirerek, örneğin vakfın gerçekten var olup olmadığını, mülkiyet iddialarını vb. inceleyerek) hukuka uygun yeni bir karar verecektir. Yani, yeniden yargılama kararı usuli bir engeli kaldırır, esasa ilişkin nihai kararı yargı merciinin takdirine bırakır.