Sanasaryan Vakfı başvurusunda (AYM, B. No: 2019/6264), Anayasa Mahkemesi'nin, mülkiyet devri 1952'de gerçekleşmiş olmasına rağmen başvuruyu 'zaman bakımından yetki' yönünden reddetmemesinin hukuki gerekçesi nedir? 'Devam eden ihlal' ve 'yolsuz tescil' kavramları bu gerekçelendirmede nasıl bir rol oynamıştır?
Cevap: Anayasa Mahkemesi, Sanasaryan Vakfı başvurusunu zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle reddetmemiştir. Bunun temel hukuki gerekçesi, taşınmazın 1952 yılında İl Özel İdaresi adına yapılan tescilinin 'yolsuz tescil' niteliğinde olması ve bu durumun mülkiyet hakkının gerçekte kaybedilmediği sonucunu doğurmasıdır. AYM'nin gerekçesi şu şekilde özetlenebilir: 1) Yolsuz Tescil: TMK m.1027 (mülga MK m.935) uyarınca tapu sicilindeki bir yanlışlık, ilgililerin rızası olmadan ancak mahkeme kararıyla düzeltilebilir. Somut olayda ise tescil, idari bir kararla (Tapu Komisyonu kararı) yapılmıştır. Bu tescilin kanuni dayanaktan yoksun ve dolayısıyla 'yolsuz' olduğu, mülkiyeti hukuken geçirmediği kabul edilmiştir. 2) Mülkiyetin Kaybedilmemesi: Tescil yolsuz olduğu için, başvurucu Vakfın mülkiyet hakkını hukuken hiç kaybetmediği sonucuna varılmıştır. Mülkiyet hakkı hukuken devam ettiğinden, bireysel başvurunun kabul edildiği 23/09/2012'den sonra da devam eden bir mülkiyet hakkı ve bu hakka yönelik bir müdahale söz konusudur. Bu durum, 'anlık bir eylem'den ziyade, sonuçları günümüze kadar devam eden bir ihlal olarak nitelendirilmiştir. 3) Yeni Başvuru Yolu: Yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davası (TMK m.1025) herhangi bir süreye tabi değildir. Başvurucunun 2011'de açtığı ve 2019'da kesinleşen dava, mülkiyet hakkını geri kazanmaya yönelik yeni ve etkili bir başvuru yoludur. Bu yolun tüketilmesiyle ortaya çıkan nihai karar 23/09/2012'den sonra olduğu için, başvuru AYM'nin zaman bakımından yetkisi kapsamına girmiştir. Dolayısıyla, 'yolsuz tescil' tespiti, ihlalin 'devam eden bir durum' olarak nitelendirilmesini sağlamış ve zaman bakımından yetki engelini aşmıştır.