Bir sanık müdafii, MİT mensubu bir kişinin tanık olarak dinlenmesini talep etmektedir. 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu'nun 29. maddesi bu talebin yerine getirilmesi için hangi prosedürü öngörmektedir? Bu prosedürün CMK'daki genel tanıklık kurallarından farkları nelerdir?
Cevap: MİT mensuplarının veya MİT'te görev yapmış olanların tanıklığı, genel tanıklık kurallarından farklı, özel bir izne tabidir. 2937 sayılı Kanun'un 29. maddesine göre, bu kişilerin tanık olarak dinlenebilmesi için 'devletin çıkarlarının veya görevin gizliliğinin zorunlu kıldığı hâllerde' özel bir izin prosedürü işletilir. Bu prosedür şöyledir: Eğer tanıklığı istenen kişi bir MİT mensubu ise izin mercii MİT Başkanı'dır (eski düzenlemede Müsteşar). Eğer tanıklığı istenen kişi bizzat MİT Başkanı ise, izin mercii Cumhurbaşkanı'dır. Bu izin verilmediği sürece, mahkeme bu kişileri tanık olarak dinleyemez. Bu durum, CMK'daki genel tanıklık kurallarından (CMK m.43 vd.) temel bir farklılık arz eder. Genel kural, kanunda sayılan istisnalar (meslek sırrı, akrabalık vb.) dışında tanıklığın bir kamu görevi ve zorunluluk olmasıdır. Ancak MİT mensupları için tanıklık, bir izne bağlanarak mutlak bir zorunluluk olmaktan çıkarılmıştır. Bu özel düzenlemenin amacı, istihbarat faaliyetlerinin ve ulusal güvenliğe ilişkin bilgilerin gizliliğini korumaktır. Ancak bu izin mekanizmasının keyfi kullanılmasının, sanığın lehine olan bir delile ulaşmasını engelleyerek savunma hakkını kısıtlama potansiyeli taşıdığı da bir gerçektir.