Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunda 'öncü-artçı' sevk sisteminin varlığının ispatı için Yargıtay kararları ve makale yazarının görüşleri ışığında hangi somut kriterlerin mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir? Bu kriterlerin yokluğunda verilen mahkumiyet kararlarının hangi hukuki ilkelere aykırılık teşkil edeceği tartışılmalıdır.
Cevap: Uyuşturucu madde ticaretinde 'öncü-artçı' sisteminin varlığının kabulü için mahkemelerin genel geçer ifadelerden kaçınarak somut delillere dayanması gerekir. Makalede ve Yargıtay kararlarında belirtilen kriterler şunlardır: 1) Araçlar Arasındaki Belirli Mesafenin Korunması: PTS kayıtları ile sabitlenen, yolculuk boyunca korunan sabit mesafe (Yargıtay 7. CD, 2021/21422 E.). 2) Araçların Hareket Tarzı ve İletişim Biçimi: HTS kayıtları ile kanıtlanan, araç sürücüleri arasında sürekli iletişim (telsiz, telefon vb.) ve koordinasyon. Öncü aracın yol kontrolü yapması, artçı aracın maddeyi taşıması (Yargıtay 10. CD, 2014/1016 E.). 3) Kaçma veya Yön Değiştirme: Araçlardan birinin durdurulması üzerine diğerinin kaçması veya hızla yön değiştirmesi (Yargıtay 10. CD, 2022/4667 E.). 4) Sürücüler Arasındaki Bağlantı: Sürücülerin önceden tanışıklığı, akrabalık, HTS kayıtları ile belgelenen yoğun görüşme trafiği (Yargıtay 20. CD, 2018/1154 E.). Bu somut kriterler ortaya konulmadan, sadece 'öncü artçı gittikleri' şeklindeki soyut bir gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi; 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, gerekçeli karar hakkı (Anayasa m. 141), ceza sorumluluğunun şahsiliği (TCK m. 20) ve CMK m. 223/5'e aykırılık teşkil eder. Zira bu durum, mahkumiyetin kesin ve inandırıcı delillere değil, zan ve tahmine dayandırılması anlamına gelir ki bu, adil yargılanma hakkının ihlalidir.