Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 02.05.2024 tarihli kararında, 'öncü-artçı' olarak hareket ettikleri iddiasıyla durdurulan araçlardan öncü araçta suç unsuruna rastlanmamış, artçı araç ise kaçmıştır. Sanıkların daha sonra kaldıkları otel odasında uyuşturucu madde bulunması durumunda, öncü araç sürücüsünün suça iştirakinin kabulü için ne tür bir delil eksikliği vurgulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322645

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, öncü olduğu iddia edilen araç sürücüsünün suça iştirak ettiğine dair mahkumiyet kurulabilmesi için 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Olayda, öncü araçta suç unsuruna rastlanmaması ve sanıkların otel odasında yakalanması, öncü araç sürücüsü ile diğer sanıklar ve bulunan uyuşturucu madde arasında somut bir bağ kurulmasını zorlaştırmıştır. Kararda, bu sürücünün 'sanıklar ile bağlantısının olduğuna ve müspet suça iştirak ettiğine ilişkin dosyada her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı' belirtilmiştir. Bu durum, sadece 'öncü-artçı' iddiasının veya birlikte hareket etme şüphesinin mahkumiyet için yeterli olmadığını, öncü araçtaki kişinin de uyuşturucu sevkiyatından haberdar olduğunu ve bu suçun işlenmesine ortak bir iradeyle katıldığını gösteren somut delillerin (örneğin telefon görüşmeleri, para alışverişi, tanık beyanı vb.) dosyada mevcut olması gerektiğini göstermektedir. Aksi halde 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat veya eylemin daha az cezayı gerektiren bir iştirak türü (örn. yardım etme) olarak değerlendirilmesi gerekir.