Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımda, 'gerçekleşen sonucun süre bakımından uzaklığı ve yakınlığı' bir kriter olarak kullanılabilir mi? Makaledeki 'çiçek içerisine gizlenmiş bomba' örneği üzerinden bu kriterin uygulanabilirliğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322642

Evet, teorik olarak sonucun süre bakımından uzaklığı veya yakınlığı, failin zihinsel durumunu (iradi unsurunu) anlamada dolaylı bir kriter olarak kullanılabilir. Ancak tek başına belirleyici değildir. Makaledeki 'çiçek içerisine gizlenmiş bomba' örneğinde, failin bombayı 20 dakikaya ayarlayıp kuryeye '10 dakika içinde gidip gel' demesi, neticenin (kuryenin ölümü) gerçekleşmemesi yönünde bir irade ve çaba olduğunu düşündürebilir. Burada fail, bombanın patlama süresi (20 dk) ile kuryenin gidiş-dönüş süresi (10 dk) arasında bir güvenlik marjı bırakarak, neticenin olmayacağına dair bir 'güven' oluşturmaya çalışmaktadır. Eğer kurye beklenmedik bir nedenle gecikir ve bomba patlarsa, failin bu senaryoda 'bilinçli taksirle' hareket ettiği savunulabilir. Çünkü neticeyi öngörmüş ancak olmaması için bir zamanlama planı yapmıştır. Ancak, failin böyle bir güvenlik marjı bırakmadığı, örneğin bombayı 10 dakikaya ayarlayıp kuryeyi 10 dakikalık bir mesafeye yolladığı bir senaryoda, neticenin gerçekleşmesini neredeyse kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu durumda, 'olursa olsun' dediği ve neticeyi kabullendiği, dolayısıyla 'olası kastla' hareket ettiği sonucuna varılabilir. Bununla birlikte makale, kuryeye bombanın varlığının söylenmemesi durumunda, bu tür bir zamanlama planının dahi olası kast sorumluluğunu ortadan kaldırmayabileceğini, çünkü kuryenin hayati bir risk altına sokulduğunu ve bu riskin kendisinden gizlendiğini savunarak farklı bir bakış açısı da sunmaktadır.